AKIL VE RUH SAĞLIĞIMIZI NASIL KORURUZ? Atıf ÖZGEN (*)

 / MAKALELER-ŞİİRLER

AKIL VE RUH SAĞLIĞIMIZI NASIL KORURUZ?
 
                        Atıf ÖZGEN (*)
 

          Sağlıklı yaşamın önemli koşullarından biri de akıl ve ruh sağlığımızı korumaktan geçiyor. Ne var ki toplumsal yaşam koşullarının giderek bozulması, akıl ve ruh sağlığı alanında ciddi sorunların doğmasına yol açıyor.
 
        Konu ile ilgili kuruluşlar ve uzman hekimlerin açıklamalarına göre dünyada her dört insandan biri değişik psikolojik problemler yaşıyor. Dünya genelinde her yıl 1 milyon civarında insan intihar ediyor.
 
          Tahmini verilere göre anksiyete (:kaygı üzerinden yaşanan endişe) bozukluğu, depresyon, travma ve diğer psikolojik rahatsızlıklar için 2030 yılında dünya çapında 16 trilyon dolar harcama yapılacağı ifade ediliyor.
 
         Akıl ve ruh sağlığımız konusunda ülkemizdeki mevcut durumu açıklayan resmi verilere göre bireysel ve toplumsal ruh sağlığımız hiçte iç açıcı görünmüyor.
 
         Türkiye Ruh Sağlığı Profili çalışmasına göre toplumda 6 kişiden birinde ruhsal hastalık bulunmaktadır. 2020 yılı başında yaşanan ve bu yazının kaleme alındığı tarihte etkisini sürdüren koronavirüs salgının da ruhsal rahatsızlıklarda artışa yol açacağı tahmin ediliyor.
 
         Ülkemizde 3.500 bin civarında insanın depresyon şikayeti olduğu, intihar olaylarının son 40 yılda % 50 oranında arttığı ve son 10 yılda 29 bin kişinin intihar ettiği ifade edilmektedir. İntihar edenlerin % 34.3 ünü 15-29 yaş grubundaki gençlerin oluşturması sorunun en üzücü yanını teşkil etmektedir.
        Türkiye’de antidepresan (: rahatsızlıkları dindirmek için kullanılan ilaçlar) kullanma oranı son 5 yılda % 56 artmış, antipsikotik ( :başta şizofreni olmak üzere psikoz tedavisinde kullanılan ilaçlar) tüketimi ise 7 milyon kutudan 12 milyon kutuya yükselmiş. Dünya Sağlık Örgütü tarafından doğrulanan bu veriler ruh sağlığı konusunda yaşanan acı tabloyu gözler önüne sermektedir.
 
                                                             SALGIN HASTALIK DÖNEMLERİNDE RUH SAĞLIĞIMIZ
 
              Ruh sağlığı ve Hastalıkları konusunda uzman olan hekimlerin ortak görüşüne göre; son yıllarda artan işsizlik, yoksulluk, doğal afetler, art arda yaşanan terör olayları bireylerin özgün ruhsal yapılarının bozulmasına yol açtı.
           Ayrıca yoğun iş temposu, iş kazaları, tükenmişlik sendromu, kentlere göç, şehir nüfusunun giderek artması, kaotik metropol yaşam, salgın hastalıklar, yalnızlık ve zorlu yaşam koşulları da akıl ve ruh sağlığımızı etkiliyor.
            2019 yılı sonunda Çin’in Wuhan kentinde başlayan ve bulaşıcı özelliği ile yüz binlerce insanın ölümüne yol açan koronavirüs ( diğer adıyla Covid-19) kısa sürede dünya geneline yayıldı. 2020 yılı Nisan ayı itibarıyla dünya genelinde iki milyonu aşkın insanın enfekte olduğu ve 200 bine yakın insanın yaşamını yitirdiği bu salgın hastalık ülkemizde de ölümlere yol açtı.
 
           2020 yılı mart ayından itibaren ülkemizde de ölümlere neden olan bu salgın hastalık insanların ruh sağlığını da yakından etkiledi. İnsanlar arasında temastan kaçınıp sosyal izolasyon kuralı gereği evlere kapanmak zorunda kalmak ruhsal sağlığımızı korunma yollarını gündeme getirdi.
 
      Konunun uzmanı olan hekimlerimize göre bu salgın gerçeğini kabul edip, mevcut ortama uyum sağlamak, panik ve kaygıdan uzaklaşmak gerekiyor. Ev koşullarında zamanı iyi değerlendirmek; sanata, spora, okumaya ve bize yalnızlığımızı unutturacak etkinliklere yaşamımızda yer vermek ruhsal sağlığımızı korumak açısından önemli görülmekteydi..
 
     Ruhsal sağlığımızın korunması amacıyla, psikiyatri uzmanları ile psikiyatri dernekleri salgın hastalığın oluşturduğu ruhsal krizi yenmek üzere harekete geçtiler. Bu amaçla sağlık çalışanlarının tükenmişlik sendromu ile; mülteciler, huzurevi sakinleri, yaşlılar ve toplumun diğer bireylerinin ruh sağlığını korumaya yönelik faaliyetlerde bulunuldu.
 
         Yazımızın kaleme alındığı tarihte ülkemizde ve dünya genelinde devam eden koronavirüs salgını endişe ile izleniyor; görsel medya ile yazılı basın organlarında insanların ruh sağlığını koruyucu önlemlere yer veriliyordu.
 
                                  AKIL VE RUH SAĞLIĞI BOZUKLUĞUNUN VAHİM SONUÇLARI
 
       Depresyon ve ruhsal rahatsızlıklar ciddi iş gücü kaybına, bakıcı sorununun doğmasına sosyal yaşamda uyumsuzlukların ortaya çıkmasına neden oluyor.
 
     Yazılı basında yer alan güncel haberler, akıl ve ruh sağlığı yerinde olmayan bireylerin en yakınlarına dahi büyük çapta zarar verdiklerini ortaya koyuyor.
       Bu bireyler içinde yaşadıkları evi ateşe veren; anne, baba veya kardeşlerini öldüren şizofreni hastalarının var olması dikkatlerden kaçmıyor.
         Geçtiğimiz 2019 yılı mayıs ayında İzmir Bayraklı da yaşayan Dokuz Eylül Üniversitesi Kimya bölümü öğrencisi bir gencin internetten sipariş vererek hazırladığı siyanürlü sıvıyı anne ve babasına ‘değişik bir şerbet yaptım, diyerek içirmek suretiyle ölümlerine yol açması, kendisine konulan şizofreni tanısının bir tezahürü şeklinde basında yer aldı.
        Şizofreni tanısı konulmuş hastalar içinde anne, baba veya kardeşlerini öldürenler olduğu gibi, kendi öz çocuklarını öldüren anne ya da babalar da bulunmaktadır.
 
          Şizofreni hastalarında saldırganlık veya tehlikeli olma oranının onda bir olduğunu ifade eden uzman hekimlere göre, ülkemizde suç işlemiş insanların psikiyatrik tedavisiyle ilgili merkez ve hizmetler çok sınırlı ve yetersiz. Hasta yakınlarının devlet veya üniversite hastanelerine başvurması, tedavi ücretlerinin pahalı olması nedeniyle özel sağlık kuruluşlarının bu hastalar için klinik açmaması da sorunun önemli bir parçası olarak yorumlanıyor.
           Yasalarımıza göre akıl ve ruh sağlığı yerinde olmayan hastaların cezai ehliyeti olmaması, cezayı işleyeni kurtarmış olsa da ne yazık ki yaşamını yitirenleri geri getirmiyor…

                                                 RUH SAĞLIĞIMIZI KORUMANIN YOLLARI
 
                   İnsan olarak günlük yaşamımızda değişik sorunlarla karşı karşıya kalırız. Bu sorunlardan biri de akıl sağlığımız ile ilgili olanlardır.
                 Akıl ve ruh sağlığı yerinde olan bireyler için karşılaşılan sorunların üstesinden gelmek pekala mümkündür. Ancak asıl sorun; akıl ve ruh sağlığı yerinde olmayan bireylerin yaşadığı sorunları kendilerinin çözememesi, yakınlarının da çözme konusunda yetersiz veya etkisiz kalmalarıdır.
              Akıl ve ruh sağlığı alanında görev yapan uzman hekimlere göre insan kendini depresif, kaygılı, çaresiz veya stresli hissediyorsa öncelikle aile hekimine görünmesinde yarar var. Etrafımızda veya yakınımızda olan ve ruhsal rahatsızlık geçiren bireyler için de psikolojik ilk yardımı alınması önerilmektedir. 
         Uzman hekimler, zihinsel sağlık sorunu yaşayan bireyleri anlama ve destek olma konusunda sağlıklı kişilerin önemli bir rol oynayabilecekleri tezini ileri sürüyorlar.
          Her alanda olduğu gibi akıl ve ruh sağlığının iyileştirilmesi alanında da tıpta önemli gelişmeler yaşanıyor.
        Şizofreni hastalığının tedavisi aşamasında da çığır açan yeni gelişmelerden biri de, hastaların yaşam kalitesini artırmak amacıyla önerilen tedavi yöntemi.
 
       Hastalığı tetikleyen faktörler arasında hekimler; yetersiz uyku, geçmişte yaşanan travma ve uyuşturucu kullanımının önde geldiğini ifade ediyorlar.
 
     Bunların yanında hastanın ilaçlarını almaması, madde bağımlısı olması, tedavide geç kalınması, fiziksel ve psikolojik hastalıklar hastalığın ilerlemesine yol açabiliyor.
        Şizofreni hastalığı ile mücadelede üç aylık tedaviyle hastanın yılda sadece dört kez ilaç tedavisi almasının bu alanda çığır açacak bir yenilik olduğu ifade ediliyor.
     Tıbbın önerdiği tedavi yöntemlerinin yanı sıra; koruyucu hekimliğin gerektirdiği ilkeler açısından ebeveynlerin çocuklarına karşı hoşgörülü davranması, ailede sağlıklı işleyen bir arkadaşlık ortamı sağlanması yetişen çocuklarımızın çevrede yaşanan kötü koşullara karşı korunması gerekiyor.

                                               SAĞLIK BAKANLIĞINCA ALINAN ÖNLEMLER
 
           Akıl ve ruh sağlığının korunmasında önemli oranda yükümlülük Sağlık Bakanlığı ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler bakanlıklarına düşüyor.
               Geçtiğimiz günlerde bakanlıkça yapılan bir açıklamada; hızlı değişimin yaşandığı günümüzde gençlerin maruz kaldığı ve kendilerini yalnız hissettiği gençlik dönemi ruhsal hastalıkların ortaya çıkma riskinin yükseldiği ortama karşı bir çalışma başlatıldığı ifade edildi.
 
          Bakanlıkça yapılan Gençlik Ruh Sağlığı Çalıştayı’nın ardından öncelikle dezavantajlı gruptaki genç bireylere yönelik olarak saha araştırmaları yapılacak.
            Ayrıca aileler arasındaki iletişimi artıracak programlara yer verilecek. Gençlerin değişen dünya koşulları karşısında görüşleri alınarak kendilerine yardımcı olmanın yolları araştırılacak.
            Bu çalışmaların yanında Türkiye Büyük Millet Meclisinde üzerinde durulan ‘Ruh Sağlığı Yasa Teklifi Tasarısı, da bulunuyor. Bu teklif yasalaşırsa vatandaşların devlet ve üniversite hastanelerinde çok uzun süre beklemelerinin önüne geçilebileceği, profesyonel manada vatandaşlara destek verilebileceği ifade ediliyor. Bunun yanında yasanın kabulü halinde uygulama safhasında ortaya çıkabilecek sorunların varlığına da dikkat çekiliyor.
                 Sağlıklı bir toplum oluşturma yolunda, akıl ve ruh sağlığımızın korunması; çözümü zorunlu önemli bir sorundur. Anayasamızca belirlenmiş ilkeler doğrultusunda geleceğinden emin sağlıklı bir gençlik yetişmesi bakımından siyasi iradenin ve muhalefetin bu konuda bir araya gelmek suretiyle gerekli adımların atılması büyük önem taşımaktadır. 
 
(*) İnsani Değerler Derneği Kurucu ve Yönetim Kurulu Üyesi
e-mail: ozgenatif@gmail.com

 Okunma Sayısı : 604         26 Nisan 2020

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 307625

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.