KORONAVİRÜS SALGINI ÜZERİNE DÜŞÜNCELER

 / MAKALELER-ŞİİRLER

KORONAVİRÜS SALGINI ÜZERİNE DÜŞÜNCELER

Atıf ÖZGEN (*)

İlk kez 2019 yılının Aralık ayında Çin’in Hubey eyaletinin Wuhan kentinde görülen koronavirüs ( diğer ismiyle Kovid-19) bulaşıcı özelliği ile kısa sürede dünya geneline yayıldı.
Kalabalık ortamları seven virüs, tutunduğu insanlar üzerinde ölümle biten vakalara yol açtı. 2020 yılı Haziran ayı başı itibarıyla dünya genelinde 7 milyona yakın insan bu hastalığa yakalanmış olup, 400 bine yakın insan yaşamını kaybetmiş, 2 milyonu aşkın insanda iyileşmişti.
Dünya genelinde Amerika, Brezilya, İspanya, Fransa ve İngiltere koronavirüsten en fazla insan kaybı yaşayan ülkeler arasında ilk sıralarda yer alıyordu.  Bu yazının kaleme alındığı 2020 yılı haziran ayı başında Amerika’da vefat eden insan kaybı 110 bini, Brezilya, İspanya, Fransa ve İngiltere gibi ülkelerin her birinde ise yaklaşık 30 bini aşkın insan yaşamını kaybetmişti. 
Türkiye’de ise vefat eden insan sayısı 5 bine yaklaşmıştı. Ankara Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi Aktüerya Bilimleri Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fatih Tank, ‘ Tüm ülkelerin koronavirüs verilerini değerlendirip simülasyonlar yaptıklarını, buna göre salgının Türkiye’de başladığı tarih olan 11 Mart 2020 tarihinden 180 gün (6 ay) sonra yok olmasını beklediklerini, ifade etmişti. Bu durumunda alınacak önlemlerle mümkün olabileceğini aksi durumda salgının devam edebileceği uyarısında bulunmuştu.
Tutunduğu insanlar üzerinde ağır hasara yol açan koronavirüs; vücudun kas sistemini hareketsiz bırakıyor, nefes alıp vermek güçleşiyor, insan tepki veremiyor, sonuçta ölüme yol açan acı bir tablo ortaya çıkıyor.

Yoğun bakım ünitelerinde koronavirüse karşı insanları hayata döndürmek amacıyla amansız bir mücadele veren sağlık çalışanlarımızı saygı ve minnetle anmamız gerekiyor. Bu mücadele aşamasında koronavirüse yakalanarak yaşamını kaybeden sağlık personeline ve diğer vatandaşlarımıza Cenabı Allah’tan rahmet diliyorum.
Her insanın kendisi ve çevresi ile yüzleşmesine neden olan bu bulaşıcı virüs salgını, uluslararası ilişkiler de de kendini gösterdi. Dünya Sağlık Örgütü ile Çin’i hedef alan suçlamalar yanında ülkeler, tedavi amaçlı işbirliğine yönelme gereksinimi de duydular.
Gündemin konuşulup tartışılan tek sorunu haline dönüşen virüs salgını dünya genelinde ev odaklı bir yaşam tarzını gündeme soktu.
Salgından korunmak için evlerine kapanmak zorunda kalan insanlar için yeni yaşam tarzına uyum sağlamak kolay olmadı.

İnsanlık tarihinde salgın hastalıkların yol açtığı değişimlere uyum sağlamak da kolay olmamıştır. Tarihin kaydettiği; veba, kolera, humma, İspanyol gribi, kuş ve domuz gribi salgınlar milyonlarca insanın yaşamlarını kaybetmesine neden oldu. Bu salgın hastalıkları konu edinen romanlar dünya edebiyat tarihinde yerini aldı.
Albert Camus’un ‘Veba, Gabriel Garcia Marguez’in ‘Kolera Günlerinde Aşk, Nobel Ödüllü yazar Jose Samago’nun ‘Körlük, Stephan King’in ‘Mahşer, isimli eserler bu salgın dönemlerine ışık tutan eserler arasında yer alır.
 Bizim yazarlarımızın salgın hastalıkları konu edinen kitapları içinde Hikmet Özdemir’in 1914-1918 1nci Dünya Savaşı yılları arası dönemi salgınları anlatan ‘Salgın Hastalıklardan Ölümler, ve Bahattin Özkişi’nin ‘Uçdaki Adam, isimli eserlerini sayabiliriz.

Radyo, televizyon ve internete ulaşım koşullarının henüz olmadığı aksine savaş ortamında yaşanan salgın hastalıklar yüzünden geçmişte de milyonlarca insan yaşamını kaybetmiştir.

SOSYAL YAŞAMI DURDURAN VİRÜS

Koronavirüsün çıkışı ile ilgili değişik rivayetler var; ancak şurası bir gerçek ki bu virüs dünya genelinde sosyal yaşama büyük darbe vurdu.
Uluslararası spor organizasyonları durdu, ülkelerarası ekonomik ilişkilerde durgunluk baş gösterdi, çalışma hayatında işsizlik etkileyici boyutlara ulaştı; küresel salgını önlenmesi amacıyla küresel çözüm çabalarına hız verildi.
Ölümler olsa da umutlar tükenmez! Küresel koronavirüs bir bakıma insanlığı yeni bir sınavdan geçirdi.
Biyolojik savaş söylemleri yanında 11 ülkede çatışan taraflar Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in ‘ Küresel Ateşkes, çağrısına olumlu cevap verdi. Bu ülkeler arasında Kamerun, Orta Afrika Cumhuriyeti, Kolombiya, Libya, Myanmar, Filipinler, Güney Sudan, Suriye, Ukrayna ve Yemen gibi ülkeler yer almaktaydı.
Guterres, dünya genelindeki çatışmalara yönelik ateş kes ilanını engelleyen hususun, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu daimi üyeleri arasındaki anlaşmazlıklar olduğunu da açıklamıştı.
Salgına karşı mücadelede uluslararası işbirliğine önem verilmesi, çatışmaların sürdüğü ülkelerde ateşkes sağlanması için çaba gösterilmesi olumlu girişimler olarak değerlendirilmişti. Bunun yanında bilim insanlarınca salgına karşı aşı üretilmesi çalışmaları da yakından takip edilmekteydi.

İNSANİ BAKIŞ AÇISIYLA VİRÜS SALGINI

İnsan üretken bir varlıktır. Araştırmak, sorgulamak, keşfetmek, gözlemlemek ve izlemek gibi özellikler insana has vasıflar arasında yer alır. Bu virüs salgını da her birimizi insani açıdan sorgulama yapmaya yöneltmiş olmalıdır.
Ormanları yakan, deniz, göl ve nehirlerle birlikte soluduğumuz havayı kirleten, kendi dışındaki canlı varlıklara hayat hakkı tanımayan insanoğlu bu virüs salgınının faturasının kendisine çıktığını görmüş olmalıdır.
Tabiatta doğal denge, tüm canlı varlıkların bir arada yaşaması esasına göre kuruludur. Bu doğal dengenin canlılardan birinin lehine bozulması, onarılması güç büyük bir tahribatın ortaya çıkmasına yol açabiliyor.
Bu koronavirüsün laboratuvar ortamında üretilmesi veya sağlık açısından mahzurlu bir hayvan aracılığı ile (bu konuda Çin’in Wuhan kentindeki hayvan pazarında beslenme amaçlı yarasa alan bir insanın bu virüsün yayılmasına neden olduğu ifade ediliyor) insanlara bulaşması sonuçta dünya genelinde tüm insanları evlerine hapsetmiş oldu.
Koronavirüs insan sağlığı açısından temizliğe verilmesi zorunlu önemi de ortaya çıkardı. İslam dini bakımından da bireysel ve çevre temizliği çok önemlidir. Mikrop saçan ortamlar ve dini açıdan yemesi helal olmayan hayvanlar bir bakıma salgın hastalıkları önleme amacı gütmektedir.
Bu ilahi kaynaklı uyarıyı dikkate almayan toplumlar insanlığa maalesef toplu mezarlar kazdırmıştır. Geçmişte yaşanan salgın hastalıklar günümüzde de insanlığa her açıdan büyük zarar vermiştir. İnsanlık olarak bu yaşananlardan ders çıkarmak zorunludur.

HAYAT EVE SIĞAR MI?

Gerçekte hayat eve sığmaz! Hayat, var olan her doğal ortamın yaşanması ve yaşatılmasıyla anlam bulan çok değerli bir hazinedir. Ne var ki yaşanan olağanüstü gelişmeler, hayatımızı evlerimize sığdırmak zorunda bırakmıştır.
Bulaşıcı hastalığın daha fazla yayılmasını önlemek amacıyla Sağlık Bakanlığımızca sloganlaştıran ‘ Temastan Kaçın, Araya Mesafe Koyun, Kendinizi İzole Edin ve Maske takın, söylemi ev yaşamına dönüşü zorunlu kılan bir açıklamaydı.
Düşünmek ve akıl yürütmek insanın sahip olduğu çok değerli bir vasıftır. Düşünerek ve aklını kullanarak insan evde geçen zamanı en verimli şekilde değerlendirebilir.
Ev yaşamı her gün en yakınlarımızla bir arada olduğumuz ortamdır. Bir bakıma bu salgın yanı başımızda olan yakınlarımızın böyle zamanlarda ne kadar değerli olduğu gerçeğini de bizlere öğretmiş olmalıdır.
Düşünen ve akılını kullanan insanlar için her ortama uygun değişik etkinlikler sağlanabilir.  Evde spor yapmak, okumak, yazmak, sanatla iç içe olmak, radyo ve TV de beğenimize sunulan programları izlemek hayatı eve sığdırmak anlamına gelir.
Hayatı eve sığdırmak bir bakıma zamanı en verimli şekilde değerlendirmektir. İnternetin sağladığı sanal ortam günümüzde insanlara zamanı değerlendirme açısından önemli fırsatlar sunmaktadır. 

Burada önemli olan ev içinde geçecek zamanı, aile içi şiddete yöneltmeden kendimizi ve yakınlarımızı yararlandıracağımız etkinliklere uyum içinde yönetmek olmalıdır.
Tabii ki arzu edilen husus koronavirüs salgınının önüne geçilmesi, insanlığın girdiği bu karanlık tünelde ışığın görülmesi, insan yaşamı için zorunlu olan doğal ortama bir an önce dönülmesidir. İnsanlık bu zorlu dönemi de aşacak mutlu ve güzel günlere dönüş inşallah gerçekleşecektir.

(*) İDD Kurucu ve Yönetim Kurulu Üyesi
e-mail: ozgenatif@gmail.com

 

 Okunma Sayısı : 110         06 Haziran 2020

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 995031

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.