ATATÜRK’TEN SONRA İYİ PARTİ Metin ÇINAR

 / MAKALELER-ŞİİRLER

İyi Parti dağılıyor, parçalanıyor, büyük kavga, partide deprem gibi isimlerle anlatılmaya başlanan İstanbul Milletvekili, Parti de Genel Başkan Yardımcılığı yapmış Prof. Ümit Özdağ’ınAhmet Hakan’ın programında bilerek ve isteyerek yaptığı bir açıklama sonrası gelmiştir. Bu tabirleri kullananlar haksızda değiller. Gerçekten İyi Parti’de deprem etkisi yaptı. Neydi Özdağ’ın açıklaması, ona bakalım. İyi Partinin 20 Eylül 2020 tarihinde yaptığı 2.olağan kongre sürecinde yaşanan liste de isim çizme krizi. Bu girişim Koray Aydın tarafından gerçekleştirildiği, liste dışı bırakılan isimlerin Aydın’ın hışmına uğradığı söylentileriydi. Büyük kongreler her partide en fazla delege sayısına sahip olan İstanbul başta olmak üzere Ankara ve İzmir delegelerinin işaret ettiği yönde sonuçlanır. Görünürde de öyle olduğu söylenebilir. Bu olayın sonrasında Sayın Özdağ, Hakan’ın programında İstanbul İl Başkanıyla ilgili bir tespiti paylaştı. O da bomba etkisi, deprem etkisi yarattı. Sonuç bu. Peki bu sonuca bu kongreden mi gelindi?

CUMHUR İTTİFAKININ İYİ’Sİ

MHP Genel Başkan Adaylığı sürecinde yaşanılıp, Afyon kriziyle devam edip, 1 Nisan sonrasında da Ak Parti’yle görüşmeler yapıldığı iddiaları ve Kavuncu hadisesiyle tavan yaptığı söylenebilir. 

Bazı kişiler partinin milliyetçi, muhafazakar, vatansever değerleri üzerine kurulduğunu, Afyon hadisesiyle bu kuruluş değerlerinden sapma olduğu iddia etmişlerdi. Daha da ileri ifadelerle kuruluş felsefesinden sapıp, iktidar olma şansı varken barajı geçebilme riskiyle partiyi karşı karşıya getirildiği iddia etmişlerdi. Eleştirilerin devamında Ak Parti’yle yakın olma, ittifak görüşmeleri dedikoduları da partide rahatsızlık yaratmıştı.

Bu süreç işlerken, o dönemde bu konuyla ilgili yazdığım, yeniufukgazetesi.net /30 EKİM 2019 tarihli “MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ” başlıklı yazımda şunları ifade etmiştim.

MHP’YE GENEL BAŞKAN

Haksız da olmazsınız. Hemen 30 Mart öncesine getirdiğimizde, Sayın Özdağ” partideki görevlerimden ayrılıyorum, seçimler bitinceye kadar da konuşmayacak, ancak herhangi bir çalışmamda olmayacak” diye bir açıklamasını hatırlıyorum. Sayın Özdağ, genel başkan adayı çalışmalarında her zaman yanında bulunan ve her konuda birlikte hareket eden Sayın Yusuf Halaçoğlu vardı. Halaçoğlugibi bir duayenin kendisini ince bir manevrayla parti dışında bulmasının izahını kendisi dahil kimse yapamadı. Sayın Özdağ’ın partideki görevlerini bırakmasının öncesinde Sayın Bahçeli’yle görüşmüş olması, MHP den ihraç yöntemiyle atılmış olan Sayın Yusuf Halaçoğlu’na MHP genel merkezi ve Devlet Bahçeli oluruyla partinin ellinci yıl kutlama plaketi gönderilmesinin bir anlamı olabilir mi? Yoksa; Kulis bilgilerimizdeki Sayın Bahçeli’nin Ümit Özdağ’a “benden sonraki genel başkansın” bilgisi doğru mudur? Ne dersiniz?

HUZURSUZ İTTİFAK SENDROMU

Bugün; ÖzdağHalaçoğluGoncukÇıray ve huzursuz olduğu söylenen diğer milletvekilleri MHP’ye geçer, orada siyaset yapar mı? bilemem de, Sayın Bahçeli’nin bun isimler dahil tüm Ülkücüleri MHP’ye çağırdığı bir gerçektir. Diğer bir gerçekte;“Bu ülkenin çoğunluğu milliyetçi olduğuna göre, çağdaş ve muasır medeniyet üzerine çıkmak ülküsünün partide olmadığı” görüşü, dışarıda kalan milliyetçiler tarafından dillendirilmektedir.

İyi Parti’nin dağılması Türk Siyasetinde büyük bir moral bozukluğu yaratacaktır. Demokrasiye inanmış kişilerin (oy vermese bile) kesinlikle bu partinin kapanmasının Türk Demokrasisine büyük bir darbe vurabileceğini, sorumlu vatandaşların partilere girme ve hizmet etme şevklerini kırabileceğini (kuvvetli bir görüş olarak) savunmaktadırlar. 

DEPREMİN ARTÇILARI

Depremler her zaman kötü bir şey de değildir. Bilimsel açıdan, yerküre kabuğu içinde biriken kontrolsüz kötü enerjinin açığa çıkması her zaman iyidir. Yeter ki insanoğlu inşa ettiği yapıları buna göre kurgulasın. Bu örnekten hareketle, İyi Parti de yaşanan bu gibi krizler bir anlamda da kontrolsüz güçlerin açığa çıkması,, farklı hesapların deşifresi değil midir? Sorunlar partilerde de olsa halı altına süpürülmemelidir. 1 Nisan sonrası gelişmeler, Afyon hadiseleri gibi son yaşanılan kongre krizi hesapları halı altı yapılmamalıydı. Özellikle Afyon toplantısında ileri sürülen ve partinin ağır topları diyebileceğimiz duayenlerin görüşleri yetkili kurullarda görüşülüp, çözüme ulaştırılmalıydı. Türklük, Milliyetçilik, Atatürkçülük gibi değerler net ifade edilmeliydi. 

DOSTTAN DOSTLARA

" Eski hal muhal, Ya Yeni hal, Ya İzmihlal" Modern, laik demokratik sosyal hukuk devleti.. ni. Armudun sapı, üzümün çöpü demeden, Kuvvetler Ayrılığı, Denge-Denetim Adalet, Eşitlik, Özgürlük , Hukukunun Üstünlüğü, temelinde , Kucaklayıcı, Kuşatıcı , Dayanışmacı, Paylaşımcı, yeni bir Sistem mimarisiyle, zihinsel bagajlardan , donmuş , betonlaşmış, kalıplardan, kutuplaştırıcı, ayrıştırıcı, ötekileştirici, dışlayıcı, düşmanlaştırıcı, şeytanlaştırıcı, klikleştirici, yobazca tavırlardan uzak, zamanın ruhuyla , kendi tarihi medeniyet havzasında var olan üstün değerler sistemini özgün bir anlayışla bütünleşik hale getirerek günümüze taşımak,İnsani, Vicdani değerlerin , kutsal kavramların , içi boşaltılmış bir biçimde sloganlarla, araçsallaştırmak tan vazgeçip, kuru, cansız mottalarla zaman kaybetmeden, çağcıl bir yaklaşımla doğuştan gelen yaşama hakkı, fikir ve düşünce hürriyeti, din, vicdan hürriyeti, müteşebbis hürriyeti velhasıl insanlığın birikimi olan tüm evrensel değerlerle , kendi değerlerimizi mecz etmek, yoğurmak, komprime hale getirmek öncelikle zihinsel blokajlardan kurtularak reformist davranmak yeni bir rönesansı., "...doğrudan doğruya Kur'an'dan alıp ilhamı, asr'ınidrakine söyletmeliyiz İslam'ı...." dizelerindeki ruhla , lisani hal ile de Kuran'ı okuyan, O' günü hiç hatırdan çıkarmayarak, aklı, bilimi, analatik, sorgulayıcı, araştırıcı, rasyonel düşünceyi , esas alarak, 5.0 endüstriyel devrimi ıskalamadan Cumhuriyet'imizi ileri, tam ve kamil manada, Güven duyulan, kendi iç tutarlılığı olan ,şeffaf, hesap verebilir, katılımcı, ehliyeti, liyakatı , Uluslararası karşılığı olan nitelikli İnsan gücüyle geliştirilen , ortak aklı, kollektif zekayı, önceleyen çoğulculuk ekseninde, İnandırıcı., Sözcüklerin Hayat bulduğu., Yaşanılan.. SAHİCİ Demokrasi ile süslemek, zenginleştirmek, güçlendirmek, tahkim etmek, taçlandırmak..tek çıkış yolu ..bu.. İstenilen amacı gerçekleştirebilmek için Aklın , Kalbin , Ruhun ikna edilmesi, Mental açıdan da vakit tamama karar verilmesi halinde- Herkesin evinin içini ve önünü temiz tutmaya , Karınca- kararınca., Ummanda, serap şeklinde görünür görünmez bir damlada olsa-yorulmamak üzere Yola çıkmaya Kararlıkla , irade ortaya koymak . Bölgede, İslam Coğrafyasında, AB'de, Hatta Dünya'da Örnek, Rol model olabilmek.. Artık dönemin Belirleyici baskın özelliğinin,Tebliğ değil ,Temsil olduğunun İhlas,Uhuvvet, Muhabbet, İttihad ve Tesanüdün gerekliliğinin bilinci içerisinde. En önemli sermayesi İnsan olan Ülkemizde, Önce Hz. İnsan anlayışının egemen olması, Nitelikli İnsan gücünün aidiyet duygusunu kaybettirmeden, İçerde birliği, dirliği, iç barışı sağlamak. Dostlarla bir sevgi yumağı oluştururken Düşmanlarla- bize husumet duyanlarla içerde ve dışarıda sulhu, sükünü, barışı, hoş görüyü , esenliği esas almak , dünyayı yaşanır kılmak. Evet! "İnsanı Yaşat ki Devlet Yaşasın." Hiç şüphe yok ki ! "Kişinin büyüklüğü söylediklerinden değil, yaptıklarından ileri gelir." Özü bir, sözü bir insan…


 Okunma Sayısı : 22         24 Ekim 2020

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 39449

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.