KOMŞU KOMŞU Metin ÇINAR

 / MAKALELER-ŞİİRLER

KOMŞU KOMŞU

Komşularla ilişkilerimiz aslında istenilen seviyede. İstenilen diyorum, sıfır problemli ilişki amacından, tam tersi hepsiyle sorunlu ilişkilere gelindi. Bu seviye, istenilen diye tarif ettim, çünkü bu hale gelmesindeki katkımızı küçümseyemeyiz. Her zaman cari açık veren bir ekonomik yapımız olmuştur. Güçlü bir dış ticaretle dünya ticaretinden daha fazla pay alabilmek ancak bölgesel ekonomik sistemlerle mümkün olmaktadır. Ülkelerin kimlik ve kültür olarak yakın oldukları, ortak geçmiş paylaştıkları kendi çevrelerinde ki ülkelerle ticaret yapmaları daha az tanıdıkları ve kendilerine uzak ülkelere nispeten daha kolay ve önemlidir.

KOMŞULARIN DIŞ TİCARETİMİZDEKİ YERİ

2012-2019 döneminde Türkiye’nin toplam ihracatında yüzde 12,5 artış yaşanırken, İran, Irak, Suriye, Azerbaycan, Gürcistan, Ermenistan, Yunanistan ve Bulgaristan’dan oluşan komşu ülkelere ihracatın toplamı yüzde 18 oranında düşüş kaydetti. 2012 yılında 28,2 milyar dolar düzeyinde bulunan ihracat, 2019 yılı itibarıyla 20,3 milyar dolara kadar geriledi. Türkiye’nin en fazla ihracat yaptığı ilk 10 ülke arasında 2019 yılında sadece Irak yer aldı. 2019’da yüzde 5,2 ile dördüncü sırayı alan Irak, 2013 yılında yüzde 7,9 il ikinci büyük ihracat pazarı konumundaydı. İran ise 2012’de yüzde 6,2 ile ihracat pazarları arasında Irak’ın ardından üçüncü sırada yer alırken, 2019’da yüzde 1,4’e inen payı ile 19. sırada yer bulabildi. 2010 yılında yüzde 1,6 seviyesinde bulunan Suriye’ye ihracatın toplam ihracat içindeki payı da 2019’da yüzde 0,7’ye indi.

ÇEVRİLEBİLİR OLMASI, ÇÖZÜM DEĞİL

Komşularla olan sıkıntılı halimizin nedenlerini aramak ve birilerini suçlu ilan etmek için bu konuyu gündeme almadım. Gayem, ekonomik sıkıntı çektiğimiz ve pandemi nedeniyle daralan ticari hacmimizin, bozulmuş üretim sistemlerimizin, nakit akışında ki dengesiz para maliyetlerimizin önünü açabilmenin arayışıdır. Ekonomik sorunların çözüm kaynağı üretim ve pazarlamada yatmaktadır. Borçlanarak borcun ödenmesinin acısını ülkece hala çekmekteyiz. Batışların da yegane temeli budur. Kartopu misali, zaman kazanma değil, zamanla üzerine bindirilmiş ek maliyetlerin (faiz) aşırılığıdır. Yöneticilerden ve yönetimle birlikte anılmak isteyen ekonomistlerin sıkça kullandığı “borçların çevrilebilir olması” na sığınmaları ve birbirini iknayı bu deyimin içinde yapmaları, batış sürecinin başlangıç noktasıdır. Borcun varlığı, çözülmesi, ödenmesi içindir. Borcun ötelenmesi, sorunun çözümü değildir. Ekonomik hayatta (kişiler de dahil) borcun girdap oluşturması ve sizi içine çekmesi, yok oluşunuzdur. Üretimsiz bir çözümün, çözüm olmadığı (yapısal), refaha ulaştıramayacağını yöneticilerin idrak ediyor olması gerekir.

Cari fazlalığı verebilmemiz, en kolay dış ticaret yapabileceğimiz komşularımızdadır. Ne yazık ki, onlarla olan ilişkilerimizin bu seviyelere getirilmesi, ekonomimizin sıkıntılı halini aşabilmemize engel olmaktadır. Kara sınırlarımızda sekiz komşuya sahibiz. Kimilerinin kendine has sorunları olurken kimileriyle gerilen diplomatik ilişkiler ticaretimize yansımıştır. Bunlar içinde sınır kapımızın olmadığı tek ülke Ermenistan’dır. Diğerleriyle fiziki sıkıntılar da bulunmamaktadır. Peki, komşularımızı ve de bölge ülkelerle olan ilişkilerimizi,  tekrar sıfır soruna ulaştıramaz mıyız? Ülkelerle sorunlu durmanın bize ne faydası var?

FIKRAYLA BENZERLİĞİMİZ VAR MI?

Temel bir gün vesikalık fotoğraf  çektirecekmiş. Karşısına Dursun çıkmış,

-Dursun,“ne bu telaş Temel?” demiş.

-Temel, “8 tane acele vesikalık fotoğraf çekilmem lazım” demiş.

-Dursun, “bundan kolay ne var uşağum” demiş. “Vesikalik belden yukari çekilur, sen bir çukur aç, ben celeyrum”.
Dursun geldiğinde ne görsün! Temel sekiz tane çukur kazmış.
-Uşağum neden sekiz çukur kazdun?
-Temel, “sekiz tane çekilecegum ondan”.
-Dursun: “Bunun için sekiz çukur kazmana gerek yoktu, ben zaten sekiz tane fotoğraf makinesi ceturdum”


 Okunma Sayısı : 108         27 Mart 2021

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 229073

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.