Değeri bilinmeyen her lütuf felakete dönüşür.

BASINDA DE-VA / BASINDAN SEÇMELER

Prof. Nevzat TARHAN
20080608070600.jpg
Değeri bilinmeyen lütuf felakettir
17 09 2008 10:38
Haber 7

Toplumsal deprem ve sarsıntı yaşadığımızı anlamamız gerekiyor artık. Türkiye tarihi toplumsal tartışmalar yaşıyor. Ani gerekçelerle bir çok değer sarsılıyor
 

Değeri bilinmeyen her lütuf felakete dönüşür.

Sayın Neşe Düzel A&G araştırma şirketi yöneticisi ile bir röportaj yaptı. Burada “Dürüstlüğün politikada prim yapmadığı” gibi dayanaksız bir tesbite tanık olduk.
 
Başörtüsü tartışmasının bir türlü bitmemesinin siyasi nedenlerinden çok toplumsal nedenleri vardır. Eğitimli başörtülülerin doğurduğu bugünkü tartışmalar yeni kimlik oluşumunu işaretleri değil mi?
 
Politik tartışmalar olarak adlandırdığımız tartışmaların önemli toplumsal sonuçları olacak ve birçok değişmez dediğimiz kavram yeniden tanımlanacak.
 
Yeniden tanımlanacak kavramlardan birisi de ‘politik ahlak’tır.
 
Çoğunlukla insanların başka düşünüp başka hareket etme eğilimi, başka şey söyleyip farklı şey yapma siyasi terbiyesi çok sırıtmaya başladı. Çifte standartların baskın olduğu siyasi ahlak güvensizlik ve kaygı aşılıyor.
 
İnsanların Türkiye’deki kurulu düzeni savunan partiye değil muhalif ama ilkeli partilere yönelmesinin arka planında son yüz senedir hep aldatılmalarının yattığını görmemek araştırmacı körlüğüdür.
 
Sindirilmiş Anadolu çocuklarının ahlaki bağımsızlıklarını talep etmeleri siyasette çirkin ahlaka bir tepkidir.
 
Başka şey söyleyip başka şey yapan siyasi münafıkların iletişim çağında daha iyi tanınması küreselleşmenin getirdiği bir değişimdir.
 
Son yüzyılda coğrafyamızdaki insanlarda yönünü kaybetme hissinin uyanması batılı psikolojik savaş uzmanlarının hedefi idi. Kültürel strateji oluşturanlar bizim kültürümüzdeki temel yön tabelalarını kötülediler. Topluma kültürel şok yaşattılar.
 
Modernizmin zevk tuzaklarının kötü sonuçlarını görmek gerekir. Bir yalan söylediğinde ‘karizması çizilen’ politikacı örneklerini hatırlayalım. Toplumun değerleri ile alay etmek çok siyasetçinin siyasi yaşamını bitirdi. MHP’ye oy kaybettiren Nusret Demiral örneğini unuttuk mu? Önder Sav siyaseten iyi durumda mı?
 
Bizim toplumumuz başındaki insanı dürüst, sözünün eri görmek ister. Uçkuru düşük bir liderin, siyasi münafığın veya kendisi ile alay edenin arkasından gidecek kadar saf değil bizim insanımız. Daha önce görmüyordu ama şimdi görüyor!
 
Erkekleri çıldırtan kaprisli kadınlar vardır. Hani kamyonların arkasına ‘Hırçın ama tatlı’ şeklinde yazarlar. İşte para, mal, mülk, makam, şöhret sevgisi de aynı şekildedir. Elde edemezsen mahrum kalmanın acısını yaşarsın, elde edersen uzun süre elinde tutamazsın. Ya onun ömrü kısadır ya da senin. Yine acısını yaşarsın. Kaybetme korkusu uykularını kaçırabilir. Ancak gönlünü bağlamadan elinde tutarsan acı çekmezsin, hata yapmazsın ve arzularının esire olmamış olursun.
 
Gerçek olarak sahip olamadığımız fakat çok çekici, bizi oylayan her şey bu kategoriye girebilir. Bir işadamının büyüme arzusu, politikacının makamı koruma arzusu, siyaseti meslek olarak seçenlerin zenginleşme arzusu hangi durumlarda bu çerçevenin dışına çıkar?
 
Açgözlü, doymayı bilmez ama zeki insanlar en tehlikelisidir, bunlarla felaketin boyutu da büyür.
 
Yalnızlık, felaketler, hastalıklar insanoğluna kendini küçücük hissettirir. Tıpkı okyanusun veya çölün ortasında yalnız kalmış bir yolcu gibidir insan.
 
İnsan, kendi hayat hikâyesinin ve dünya hayat hikâyesinin aynı el tarafından yazıldığını anladığı zaman iç keşif yolculuğuna hemen çıkmalıdır. İç keşif yolculuğunun en önemli ilkesi samimiyet ve dürüstlüktür.
 
Her şey büyür olgunlaşır, çürür ve dağılır ama yok olmaz geriye ‘anlam dosyaları’ bırakır. Anlamlılık kapasitesi yüksek işler unutulmaz, faydalanılarak sonsuzlaşır. Peygamberler, bilgeler, filozoflar ve kaşifler bunun için unutulmazlar, model alınırlar.
 
Manavsanız, elmalarınızda çürükler varsa onları ayıklamazsanız bir süre sonra hızla diğer elmalara ve sandıklara da atlar. ‘Kalitesiz olsun ama çok olsun’ diyorsanız elmaların ömrü kısa olur.
 
Her şeyin çürüğü kendi cinsindendir. Silahlı kuvvetleri yıpratan içinden çıkmış çetelerin varlığı olduğu gibi siyaseti de yıpratan içiden çıkan yolsuzluğa bulaşmış insanlardır.
 
Descartes ‘şüphe ile yaşanmaz ama şüphe ile düşünülür’ der. İnsanlar bindikleri arabanın kaptanına güvenmek isterler. Bu duyguyu siyasette küçümserseniz yanılırsınız.
 
‘Pozisyon adamı’ değil ‘siyaset adamı’ istiyorsak toplumun sürekli denetimi gerekir. Roma’nın en zengin ve güçlü olduğu zaman yıkıldığını hatırlayalım. Siyaseti ekonomiye indirgemek çarpık algılamadır.
 
NEVZAT TARHAN - HABER 7  

 Okunma Sayısı : 370         18 Eylül 2008

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 584229

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.