Tiksinti

BASINDA DE-VA / BASINDAN SEÇMELER

Serdar TURGUT Akşam Tiksinti

Üzülüyordum, çaresizdim ama artık içim tükendi. Çaresizlikten, her gün gördüğüm davranışlardan ve bazı suratlardan içim bulanıyor. Tiksindim
Tüm dünya içinden nasıl çıkacağını tam bilemediği bir krizle boğuşuyor.  Her gün sokaklara işsiz insanlar bırakılıyor.
Borçlar nasıl ödenecek, kira nasıl verilecek, çocuklar ne yiyecek belli değil.
Çaresizlik, umutsuzluk sarmış ortalığı.
Açıklanan ekonomik kurtarma reçeteleri, zaten parası olanlara para aktarma sistemine dönüşmüş.
'Bitti artık, olmaz artık' denilen bir olay tekrar dünya gündeminde.
Sınıf savaşı ciddi biçimde olabilir ve oluyor da...
Büyük sosyal patlamalar bekleniyor.
En zengin, en güçlü denilen ülkede bile insanlar 1930'larda yapılmış olan halk savaşlarının hikayelerini okuyup hazırlanıyor.
Normal ülkelerde liderler panik içinde çareler arıyor. Fikirler tartışılıyor. Bu beladan normal çıkış yolları araştırılıyor.

***

Bu arada Türkiye'de ne oluyor?
Sanki hayatta hiçbir sorun yokmuş gibi suratlarından sahtekarlık akan bazı insanlar, siktiriboktan bir ilçenin siktiriboktan belediye meclisi üyeliği için birbirlerini yiyor.
Küfür etmemi mazur görün bugünlük. İçim tiksinti dolu, hislerimi başka türlü ifade edemeyeceğim.
Türkiye'nin ahlak açısından tükenişine şahit oluyoruz bugünlerde.
Dilencilik yapsalar bir günde rahat kazanılacak paraya yapılan belediye meclisi üyeliği neden bu kadar önemli olsun ki?..
6 yaşındaki çocuğum sorsa ne diyeceğim buna ben.
Doğruyu mu söyleyeceğim; haydi canım, bunu yapamam, utanırım.
O basit koltuk için insanlar birbirlerini yiyor. Çünkü çalacaklar, çıkar sağlayacaklar. Bu artık alenen tartışılıyor.
Gözümüze soka soka yapıyorlar bunu. Utanmaları yok. Para götüreceksen bari bunu gizleyerek yap değil mi?..
Buna da gerek yok. Çünkü bu toplumda iyi çalanlar, keselerini dolduranlar akıllı, becerikli insan sayılıyor.
Gözümüzün önünde her gün bir ahlaksızlık trajedisi yaşanıyor. Bunu adına da 'Yerel seçim' demişler...
Türkiye, cumhuriyet yıllarının hiçbir döneminde bu kadar ahlaksız, utanmaz olmamıştı...
Ne yapacağız, ne edeceğiz, ne öğreteceğiz çocuklarımıza bu hayat hakkında, bilemiyorum ki...
Annem ve babamdan gördüğüm terbiyeyi çocuğuma vermeye çalışsam, 'Hırsız olma, alın terinle çalış, onurlu ol, haksızlığı kabul etme' desem, bir gün bana 'Baba sen bana neler öğretmiştin, baksana etrafa, gerçekte nasıl insanlar var' demez mi?
2009 yılında siyaset bitti. Etik ahlak zaten yoktu. Şimdi bunların olmaması takdir görüyor bile.
Üzülüyordum, çaresizdim ama artık içim tükendi. Çaresizlikten, her gün gördüğüm davranışlardan ve bazı suratlardan içim bulanıyor. Tiksindim.
Bir insan kendi adayı adaylıktan çekildi diye veya kendisi parti meclisi üye adayı  olamadığı için neden hüngür hüngür ağlar ki?..
Bu bayağılık, bu onursuzluk, artık gelemeyecek paralara üzülmekten başka neyin göstergesi olabilir ki?..
Dünya nelerle uğraşıyor, biz neyle. Büyük olabilecek ve krizden güçlü çıkabilme potansiyelimiz olduğu halde biz küçüldükçe küçüldük, yerelleştikçe yerelleştik. Kimse utanmıyor, siktiriboktan ilçenin siktiriboktan belediye meclisi üyeliği için ölümüne mücadele ediyor.
Ufku ondan ibaret çünkü. O koltuğa oturmak için belirli bir eğitim düzeyi olması zorunluluğu da bulunmuyor. Kaldırmışlar o zorunluluğu. Bu davranışları sergileyebilen bir insanın eğitimli, bilgili, görgülü olabilmesine imkan yok.

***

Bu dediklerim özel olarak hiçbir partiyi hedef almıyor.
Bu trajedide her parti eşit derecede sorumlu.
AKP, 'Din dedi, iman dedi, din kardeşliği dedi' ama bu iktidar döneminde çıkar sağlamak neredeyse imanın 'Olmazsa olmaz' koşulu haline getirildi.
'Yapmayın etmeyin' deniliyor, 'Ayıp oluyor' deniliyor. Onlar ise en üst düzeyde bile, 'Ayıp filan olmaz, becerebiliyorsanız siz de yapın' diyorlar.
CHP de çağrıyı kabul etti ve o da becerebileceğini ispata koyuldu.
Al birisini vur ötekine... Tartışılan laiklik, cumhuriyet, özgürlükler filan değil. Sadece para konuşuyor, diğerleri yürüyor. O kadar işte...
Türkiye'de tek özgürlük, eğitimsiz ufak adamların köylü kurnazlığı ile çıkar sağlamaya çalışmaları özgürlüğüdür.
Parti meclisi üyeler listesi üzerine yaşanılan kavga, parti olarak CHP'yi benim gözümde bitirdi.
CHP'nin İstanbul komedyasını izliyorsunuzdur. Sanki çok matah bir şeymiş gibi AKP'yi kendilerine örnek aldılar. Bari sonunda birleşseler, resmen tek parti kalsa da hepimiz rahat etsek.
Dinine bağlı ama AKP içinde kendisine yer bulamamış ve çıkar dağıtım şebekesinin dışında kalmış insanlara CHP sayesinde yeni bir yer açıldı. Artık CHP'nin tek varlık nedeni bu oldu.
Kömür mü dağıtılacak, erzak mı verilecek, eşya mı isteniliyor, bunu CHP de yapacak. Çıkar şebekesi idaresi sadece AKP'ye bırakılmayacak. Türkiye'nin siyasi gündemi bundan ibaret...
Bütün bunlar olurken, başka bir zamanda başka bir ülkede yaşamış olsaydı, görünümü ve tavrıyla gayet rahatlıkla bir toplama kampında müdürlük yapabilecek Önder Sav, şebekenin kendi kontrolünden çıkmasını zor kabul ediyor. Sonrada gitmesin diye komik genelgeler filan yayınlıyor.
Dünya ayağımızın altından kayıyor, bizimkiler bunlarla uğraşıyor. Çünkü tüm dünyaları bundan ibaret.
Küçük adamlar, basit kavgalar ve iç bulandıran bir görünüm...
Sonunda bazı insanlar da 'Alın seçiminizi sokun bir yerinize. Allah belanızı versin' diyecek. Bunu söylemeye başlamış benim tanıdığım çok insan var. Ve hepimiz de utanmış durumdayız.
Ahlaktan yoksun, etiksiz bir sistem nasıl yaratılıyormuş, hüzünle bakan gözlerimizle bunu seyretmek zorundayız şimdi de...

Serdar Turgut - Akşam
serdarturgut@superonline.com  

 Okunma Sayısı : 395         20 Şubat 2009

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 893879

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.