'Emir demiri ve kutsal metinleri kesemez'

BASINDA DE-VA / BASINDAN SEÇMELER

 

'Emir demiri ve kutsal metinleri kesemez' 'Emir demiri  ve kutsal metinleri kesemez'

Prof. Tarhan uyardı: Tek Parti Cumhuriyetine karşı çıkmakla Cumhuriyete karşı çıkmayı karıştıran, inancının gereğini yapmakla siyasi simge takmayı karıştıran ‘TSK’nın içindeki karanlık güçler’in yeni oyununa gelmeyelim

TSK ‘da görev yaparken,1980’li yıllarda, askeri hastanede yönetmeliğe uymayan bir emir almıştık. Tuğgeneral’in yönetmeliğe uymayan bu uygulamaya yaptığımız itiraza ‘Emir demiri keser’ demesi ve Baştabibin bu emri doğal kabul etmesi bende TSK’daki sistemi sorgulama gerekçemi oluşturmuştu. 

Pek çok uygulamalarda militarist kibirin mesleki körlük yaptığını ve hatada temerrüde neden olduğunu hep gözlemliyoruz.

AİHM’de hâkimler varmış

Basına yansıyan bilgiye göre, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi askeri okuldan uzaklaştırılan öğrencilerle ilgili âdil yargılama hakkının ihlal edildiğine dair karar verdi.

Haber şöyle “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, çeşitli nedenlerle Türk Silahlı Kuvvetleri veya askeri okullardan ihraç edilen bir grup davacıyı haklı buldu. Türkiye, toplam 116 bin Euro tazminat ödeyecek... Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Türk Silahlı Kuvvetleri ve askeri okullardan ilişiği kesilen toplam 20 kişinin açtığı davada Türkiye'yi tazminata mahkûm etti. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) adil yargılanma ilkesinin ihlal edildiği sonucuna varan mahkeme, Türkiye'nin davacılara toplam 116 bin Euro tazminat ödenmesine karar verdi.”

Böylece askeri yargılamanın âdil olmadığına bir kanıt daha oluştu.

Nazlı Ilıcak haklı

Sayın Ilıcak milletvekilliğinin iptal edilmesini başörtüsünü savunmasına değil, Genelkurmayı eleştirmesi üzerine askeri bürokrasiye yandaş olan yargının taraflı kararına bağlıyor. Sabah gazetesindeki 29.9.2009 günlü sütununu okuyabilirsiniz.

Din Bilginleri susmamalı

 “Kamu kurum ve kuruluşlarında Kıyafet düzenlenmesi” yönetmeliği Genelkurmay tarafından yalanlanmadı.

Vakit Gazetesinden Kenan Kıran’ın haberine göre adı geçen Hizmete Özel yönetmelikte “Başörtüsü Kur’an ın hükmü ve ifadesi değildir” yazıyor. 

Militarist düşünce yapısı için yeni bir tez de değildir. Fakat bunun Genelkurmayın resmi görüşü olarak yayınlanması sınırı aşmaktır. Yanlışlık olduğuna inanmak istiyoruz. Din bilginlerinden mesleki onurlarını ve sınırlarını korumalarını bekliyoruz.

Biraz da gülelim, bir vatandaş tepkisi “Komutanım sakız çiğnemek orucu bozar mı?”

Kışkırtmaya dikkat

Adı geçen yönetmelik yeni değil fakat içindeki ifade ne zaman güncellendi bilmiyoruz. Bugünlerde basına servis yapılması provokasyon amaçlı olabilir. Tepkileri demokratik sınırlarda tutmak ama kesinlikle açıklama istemek gerekiyor.

Kutsal metinlerde değişiklik yapmak haddini aşmaktır

Militarizmin hukuk tanımaması kutsal metinlerde değişiklik yapma hevesi hep vardır. Bu heves resmî kabul görmüşse ve Diyanet İşleri’nin görev alanına müdahale noktasında ise ciddi sorun var demektir. Yani devlet kurumlarında ciddi bir sınır ihlali var demektir.

Diktatörlüğü besleyen militarizm’in savunucuları;

Asker iseler darbe yapmayı doğal kabul ederler.

Yargıç iseler ‘Devletin menfaati hukuktan önce gelir’ derler.

Mafya iseler devlet adına çeteler kurup silahlı propaganda amaçlı psikolojik savaş uygularlar.

Patron iseler işyerini kışlaya çevirirler.

Rektör iseler üniversiteyi tek tip insan yetiştirme yeri olarak görürler.

Din adamı ise ‘Devlet otoritesine karşı dini değerlerden vazgeçerler’.

Siyasetçi iseler başkalarının hukukunu dikkate almadan siyaseti yönetirler.

Sonuçta âdil olmanın en büyük düşmanı militarizmdir diyebiliriz. Hatta “adalet memleketin temeli” demek yerine “adalet devletin temeli” demeyi tercih ederler. Kendi çıkarlarına ve kadrolarına duyarlı bir adalet algısı ortaya çıkar.

Hatta konuyu o derece çarpıtırlar ki başkalarının işlerine de karışırlar. Her şeyi bildiğini zanneden ‘Büyüklük Hastalığı’na yakalanmış kişiler aslında sıradan olmaktan korktuğu için böyle davranırlar. Kutsal metinleri değiştirme hakkını kendilerinde görürler.

Karşı devrim olabilir mi?

Tek Parti Cumhuriyetine karşı çıkmakla Cumhuriyete karşı çıkmayı karıştıran, inancının gereğini yapmakla siyasi simge takmayı karıştıran ‘TSK’nın içindeki karanlık güçler’in yeni oyununa gelmeyelim. Bu kişiler insani taleplere bile karşı devrim diyorlar.

Öfke ile beslenen ancak eleştiriden çok rahatsız olan bu kişilere meslek sınırlarını bildirmek gerekir. Bunun yolu da kendi mesleki sınırlarını korumaktan geçer. Siyasi veya dini fark etmez.

Sayın Başbakanın yargı reformu için ‘TBMM ve kurumlar hazır değil’ görüşü militaristlere “Başbakan korkuyor”  diye düşündürtüyor ve cesaret veriyor. Bizden söylemesi. Siyaset mesleğinde sınırlarını koruyamayanlardan olunmaması dileğiyle…

Güç odaklı değil adalet odaklı bir düzen istiyoruz.

Prof. Nevzat Tarhan - Haber 7
ntarhan@gmail.com  

 Okunma Sayısı : 369         30 Eylül 2009

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 877312

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.