Bizans'ı Aşan Türkiye

BASINDA DE-VA / BASINDAN SEÇMELER

Bizans'ı Aşan Türkiye

Mehmet Şevket EYGİ

28 EKİM 2009
ESKİ Bizans'ta çok entrika varmış, Bizans bir entrikalar kumkuması imiş... Pöööh!.. Bugün Türkiye'de dönen entrika dolaplarının yanında Bizans çocuk oyuncağı kalır.

Şu politika hayatımıza bakınız. Başbakan muhalefet liderine önemli ve hassas konuları görüşelim diyor. Hazret-i Muhalefet "Her şey kameralarla tesbit edilirse, yüzde yüz açıklık olursa görüşebiliriz..." cevabını veriyor. Peki, devlet sırları söylenecekse ne olacak? Dost var, düşman var.

Entrikalar ülkesinde yalanın dolanın saltanatı hükümfermândır.

Resmî ve ideolojik tarih yalanlarla doludur.

Büyük medya temizlik ve şeffaflık konusunda 10 üzerinden kaç not alır?

Beşikten mezara kadar yalanlarla besleniyoruz.

Küçük çocuklarımızı yalanlarla aldatıyoruz? Uslu durursan seni gezmeye götüreceğim... Çocuk bu vaade kanıyor ve uslu duruyor. Lakin gezmeye götürülmüyor. İleride o da yalancı olacaktır, sözünü tutmayacaktır.

Türkiye'de vefa kaldı mı?

Sadakat var mı?

Soruyorum: Bizde evet, evet demek midir; hayır, hayır demek midir?

Adam câhil bir Makyavelist. Makyavel kimdir, Makyavelizm nedir bilmiyor ama dört dörtlük Makyavelist.

Riya riya riya... Nifak şikak...

Parayla satılmaması gereken her şey pazarda.

Köleler hürriyet şarkıları söylüyor.

Hainler vatanseverlik şiirleri okuyor.

On yaşındaki veletlere kimler uyuşturucu servisi yapıyor?

Şu adam yirmi senede nasıl milyar dolar zengini oldu.

Bin kocadan arta kalan şu sürtük nasıl oluyor da afif bâkire pozlarına bürünüyor?

Bin kere basılmış, yine de namuslu.

Mürüvvet kelimesinin ve kavramının mânasını bilen kaç kişi çıkar?

Yahu şu fütüvvetin anlamı nedir?

Âlicenab bir has isim midir acaba?

İffet ne demek, ismet ne demektir?

Ahlak ve fazilet hakkında bir sayfalık doğru dürüst ve seviyeli bir kompozisyon yazabilir miyiz?

Kerem ne demek, mükrim ne demek, ikram ne demektir?

İki torun, para vermeyen babaannelerini öldürmüş.

Liseli kız evden kaçmış, tecavüze uğramış.

Entrikanın bini bir paraya...

Yalan dolan talan...

İnşaata kapalı bir araziyi inşaata açtırmış, iki milyon yeni lira komisyon almış.

İlaçlı, kimyalı, zehirli armutlar Almanya'dan geri gelmiş. Bunları şimdi kim yiyecek.

Hiç lüzumu olmadığı halde bu kadına niçin sezaryenle doğum yaptırıldı?

Tarihî mezar taşlarını kimler kırdı? İşgal kuvvetleri mi, düşmanlar mı?

Şu aydın geçinen uğursuzlar hiç de aydına benzemiyor...

Şu evli ve saygın kadına niçin fahişe kıyafetiyle geziyorsun diye sorsak suç mu işlemiş oluruz?

Üniversite profesörü, üniversitenin bahçe kapısı üzerindeki dev Türkçe kitabeyi niçin okuyamıyor?

Tramvayda 18 yaşındaki genç niçin 80'lik ihtiyara yer vermiyor?

Küçük çocukları kaçırıp, öldürüp organlarını satan çeteyi koruyanlar var mıdır?

Giyotine sürüklenirken "Ey adalet!.. Senin adına ne cinayetler işleniyor..." diye haykıran Madam Roland kimdir, bu sözü ne zaman, niçin söylemiştir?

Adnan Menderes'i asmadan önce bilmem neresine parmak sokup prostat muayenesi yapanlar kimlerdir?

Yanıma iki hafız alsam, Çanakkale şehitliklerine gidip Yâsin okutmaya kalksam izin verirler mi?

Entrika entrika entrika... Kâbuslarla dolu bir hayat... Bizanslaşan Türkiye mi, Bizans'ı aşan Türkiye mi?

Her şey tertemiz, her yer güllük gülistanlık, şeffaf mı şeffaf... Ya öyle mi?.. Öyle mi?..

(İkinci yazı)

ZEKAT, AKÇELİ BİR İBADETTİR

AKÇE olan her yerde, akçeli her işte tehlike vardır. Akçe kirlidir, kirletir. Zekat mâlî (parayla, malla ilgili) bir ibadet olduğu için çok dikkatli hareket edilmelidir.

Zekat namazdan sonra en önemli ibadettir.

1. Lüks ve israfa kaçmayan,

2. Zekatını doğru dürüst, yerli yerinde veren Müslüman bir toplumda sosyal adalet, sosyal barış olur.

Bu devirde imamet ve emâret olmadığı için zekat konusunda bir başı boşluk görülmektedir.

Medreseler kapatıldığı, icazetli gerçek ulema ve fukaha yetişmediği için de Müslüman halkın kafası çok karışıktır.

Zekat konusunda büyük bir cehalet hüküm sürmektedir.

Bu cehaletten yararlanan birtakım kişiler ve kuruluşlar, halkın zekatlarına Kur'ân'a, sünnete, fıkha, şeriata uymayacak şekilde topluyorlar.

Zekat öncelikle Müslüman fakirlerin ve miskinlerin hakkıdır. Bir İslam toplumunda fakirler ve miskinler sürünürken, bazı kişi ve kuruluşların haksız yere zekat toplamaları doğru mudur?

Zekatın temel şartlarından biri temliktir. Yani zekât parası veya malı fakirin, miskinin eline verilecektir. O, bunu temellük edecektir.

Zekat ayetinde geçen fî sebilillah'ın geniş mânada olmadığını muteber tefsirler yazıyor.

Eskiden gönüllü olarak cihada, gazaya, İslâm savaşına giden fakir mücahidler varmış. Silah alacak, binit alacak, kalkan alacak paraları yokmuş, sefere çıktıklarında evdeki hanımına ve çocuklarına bırakacağı ekmek parası yokmuş. Bunlara silah ve at almaları için elbette zekat verilebilir.

Zamanımızda cihad kavramını çok sulandırdılar. Bir zat bir dergi çıkartıyor, İslâm'ı savunuyor, faydalı yazılar yayınlıyor, oluyor cihad...

Müslüman bir grup, bir dernek kuruyor. İyilikler, güzellikler, faydalı şeyler yaşatma ve koruma derneği... Bu da cihad oluyor.

Böyle sulandırılmış, mecazî cihadlara zekat verilmez.

Bir beldede, bir ülkede milyonlarca fakir ve miskin ağlarken, sürünürken, sefalet ve sıkıntı içinde yaşarken zekatların böyle sulandırılmış mecazî cihadlar için toplanması ayıptır, günahtır.

Müslümanlar zekat konusunda cumhur-i ulema yolundan gitmelidir.

Önce açlara, sefillere, düşkünlere, sürünenlere zekat verilecek. Artarsa, fıkha ve şeriata uygun olarak başka yerlere.

Zekat toplarken cemaat, hizip, fırka, grup, klik taassubu ile hareket edilmemelidir.

Zekat konusundaki yazılarım dolayısıyla çok hakarete ve saldırılara uğradım.

Yazmaya devam edeceğim. Müslümanlar bütün hayırlı işlere destek versinler, lakin zekat konusunda Kur'ân'a, Sünnet'e, fıkha, şeriata uysunlar.

Zekat filan derneğin havuzunda toplanacak, bu paradan binanın boya ve badana işleri için bir miktar harcama yapılacak. Böyle zekat olmaz.

Bizim cemaatimiz pek mübarektir, bizim Hazretimiz pek yücedir... Bizim Hazretimiz öteki Hazretleri döver... Böyle gerekçelerle zekat toplanması meşru olmaz.

Zamanımızda İslâm devleti yoktur. Binaenaleyh devlet için zekat toplamakla vazifeli zekat âmili de yoktur.

Filan Hocaefendi, filan hazret-i Muhterem, falan Zat-ı Muhterem zekatlar bizim cemaatimize verilsin demişler, birtakım tahsildar salmışlar... Bunlar Kur'ân'da geçen âmiller midir?

Kur'ân, zekatın öncelikle fakirlere ve miskinlere (hiçbir şeyi olmayanlara) verilmesini emr ediyor. Fakirlerin ve miskinlerin önceliği vardır.

Bendeniz öyle cemaatler biliyorum ki, zekat parasını topluyor, cemaatin havuzunda biriktiriyor ve bu parayla şunları yapıyor:

1. Cemaatin reklamı.

2. Cemaatin başındaki Hazret'in reklamı. (Çok mübarektir, çok büyüktür, çok harikadır, çok uçmaktadır...)

3. Bina alıyorlar... Bu binayı tamir ediyorlar...

4. Binanın tuvaletlerini ve lavabolarını yeniliyorlar...

Bunlara benzer bir sürü iş (Onlara göre hepsi de birinci sınıf hizmet...) yapıyorlar. Zekat paraları böyle işler için harcanır mı?

Efendimizin (Salat ve selam olsun ona) sülâle-i tâhiresine mensup Ehl-i Beyt nesebinden gelen Şerifler ve Seyyidler ne kadar muhterem, ne kadar saygıya layık, ihtiyaçları varsa ne kadar desteklenmesi gereken kimseler değil midir? Lakin Şeriat-ı Mutahhare onlara zekat parası verdirmiyor, olmaz diyor.

Cami yaptırmak ne hayırlı iştir ama Şeriat, zekat parasıyla cami yapılmasına izin vermiyor.

Bu devirde müellefe-i kulüb var mıdır? Elbette yoktur.

Bu devirde, sahibi ile mukavele yapmış, borçlanmış köle var mıdır? Yoktur.

Zekat malî (akçalı) bir ibadettir.

Akçanın tâlibi ve âşıkı çoktur.

Yazılarım bazılarının işlerine gelmediği için bana düşmanlık ediyorlar.

Bendenizin doğrudan doğruya veya dolaylı olarak zekat paralarıyla bir ilgim yoktur, bunlardan bir menfaatim, çıkarım yoktur.

Sadece ve sadece Kur'ân'a, Sünnet'e, fıkha, şeriata göre doğru dürüst, yerli yerinde verilmesini istiyorum.

Nasirüddin Albanî zekat hakkında şöyle ictihad yapmış, böyle fetva vermiş... Bunlara kulak asmam. Çünkü o hiçbir hocadan okumamış, sözde muhaddis geçinen büyük bir bid'atçidir. Listesini yayınladım, ulema onun aleyhinde yirmi kadar reddiye yazmıştır. Bunlardan biri dört cilttir, biri iki cilt.

Türkiye'nin Müslüman halkının çok büyük bir kısmı beş vakit namazı terk etmiş, şehvetlerine uymuş.

Namazdan sonra dinimizin ikinci amelî ibadeti olan zekat konusunda toplum başıboş kalmış. Canı isteyen veriyor, istemeyen vermiyor. Verenlerin kaçta kaçı, fıkha ve Şeriata göre veriyor? Zekat konusunda bir yığın usulsüzlük yapılıyor.

Zekat vermemek Allah'a, Peygambere, Kur'ân'a, İslâm'a, Sünnete, Şeriata isyandır.

Zekatların, Şeriata ve fıkha aykırı olarak toplanması büyük ve vahim bir bid'attir.

Memlekette milyonlarca fakirin, miskinin, işsizin, borçlunun, düşkünün, çaresizin zekat paralarından pay alamaması ne büyük bir felaket ve ayıptır.

Özetliyorum:

1. Beş vakit namazı terk eden,

2. Zekatı yerli yerinde doğru dürüst vermeyen,

3. Emr-i mâruf ve nehy-i münker yapmayan,

4. İtikadını tashih etmeyen, bir sürü bid'ate bulaşan,

5. Cemaati terk eden,

6. Gıybet eden,

7. Tecessüs eden,

8. Dinde gulüvve sapan,

9. Cemaat ve fırka başını Peygamberden fazla öven,

10. Lüks, israf ve sefahat bataklıklarına düşen... bir Müslüman toplum iflah olmaz.

28.10.2009

 Okunma Sayısı : 417         28 Ekim 2009

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 899416

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.