Dikta ve demokrasi

BASINDA DE-VA / BASINDAN SEÇMELER

Derya Sazak Siyaset Günlüğü

Dikta ve demokrasi

8 Ocak Cuma 2010

Türkiye’de askeri değil “sivil vesayet”ten söz etmek gerektiğini savunanlar AKP’nin muhalefeti sindirme, Silahlı Kuvvetler’i yıpratma, yargı ve medyayı baskı altına almaya dönük uygulamalarıyla “tek parti diktası” kurmaya yöneldiği inancındalar. Bu hükümetin alternatifi olma iddiasındaki partiler, CHP ve MHP de böyle düşünüyor.
2010’da erken seçime gidilmesini “bu gidişe dur demenin” tek çaresi olarak görüyor muhalefet. “Sivil dikta” oluşturmasından kuşku duyulan bir iktidarı, demokratik yoldan değiştirmek üzere bir an önce sandığa gidilmesi düşüncesinde elbette yadırganacak bir şey yok. TBMM’nin 450 sandalyeli olduğu dönemlerde Demirel, “Bulun 226’yı, düşürün” derdi. 550 üyeli parlamentoda bugün “seçim kararı” çıkartacak bir çoğunluk bulunduğu zaman erken seçime gidilir. CHP lideri Deniz Baykal’ın Yunanistan örneğinden hareketle söylediği gibi, iktidar partisi de seçimi isteyebilir.
AKP’nin anayasa değişikliklerinin halkoyuna sunulması konusunda attığı bir adım Ankara kulislerinde dün yine seçime yoruldu. 120 günlük referandum süresini 45 güne indirmek istiyor iktidar. CHP Meclis Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu bu girişimi “erken seçimin işareti” olarak değerlendirmiş.
Eğer sonbaharda seçime gidilecekse AKP, sivil anayasa paketini de referanduma sunmak isteyebilir. Böylece Kürt açılımından türbana, asker-sivil ilişkilerine bu Meclis’ten geçmeyeceği belli olan radikal değişiklikler konusunda halkın desteği sağlanabilir. Gül’den sonra Erdoğan’ın Çankaya’ya çıkışına dayalı, “yarı başkanlık” sistemine geçiş de bu yoldan mümkün olabilir. Bu senaryolar ne kadar gerçeğe dönüşür şu anda tahmin etmek güç. 2010’da seçim olup olmayacağını yılın ilk yarısındaki ekonomik verileri görmeden söylemek falcılık olur.
Ancak “kapalı kapılar ardında” neler konuşulursa konuşulsun, Türkiye’nin geleceği açısından bir temel ilkeyi asla çiğnememek gerekiyor. O da “Seçimle gelenin seçimle gitmesidir!”
Tek parti egemenliği, tek adamlık, sivil dikta gibi nitelemelerin acı sonuçları “27 Mayıs ihtilali”nde yaşanmıştır. Menderes iktidarına karşı orduyu kışkırtmak yerine seçim beklenseydi, Demokrat Parti zaten kaybedecekti.
Köşe yazısınının tamanını okumak için bu linki kullanabilirsiniz

 

 Okunma Sayısı : 362         08 Ocak 2010

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 659069

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.