Ne Görmek İstiyorsa Oraya Bakanlar..

 / MAKALELER-ŞİİRLER

Ne Görmek İstiyorsa Oraya Bakanlar..

5 Nisan 2010

(*) Mustafa KALABALIK

 

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin hazırlayıp önce tartışmaya açtığı, sonrada TBMM’ne sunduğu Anayasa değişikliği paket taslağı ile ilgili siyasi tartışmalar, Muhalefet Partilerince ve Yüksek Yargı tarafından paketin içeriğinden ziyade siyasi rant sağlama ve imtiyazlı durumlarını koruma yönünde ilerletilmeye çalışılmaktadır.

 

Bana göre değişiklik paketinde yer alan maddelerin en önemlisi parti kapatmayı zorlaştıracak olan 6. Maddedir. Bu maddenin yürürlüğe sokulması demek, son elli yılımızda ağır aksak devam ettirilen demokrasi mücadelesinin gücüne güç katmasının başlangıç noktası olması demektir.

 

Çünkü, siyaset yapmakla görevli ve sorumlu olan partiler, parti yöneticileri, teşkilatları, şimdiye kadar halkımız tarafından takdir edilen, teveccüh gösterilen, siyaset sahnesinde yenilikçi ve değişimci olmak isteyen partiler hep kapatılarak, siyasetimiz ve siyasetçilerimizin gelişmesine, daha da ileriye gitmelerine  engel olundu. Toplum önünde siyaset, kurum olarak zayıf, bilgisiz, aciz, öngörüsüz, menfaatkar gibi gösterilerek, çoğu zaman da kolay hedef haline getirildi.    

 

Bazı kesimler; AK PARTİ karşıtı gibi gösteri haline büründürme çabalarına rağmen, bu değişikliklerin gerçekte cumhuriyetimizin temeli ve tanımı içerisinde sıkıştırılmış, gerçek anlamından uzaklaştırılmış halkın (ve temsilcilerinin) kendi kendisini idare etmesi amacı dışında şimdiye kadar çalışan düzenin değiştirilmesi ve gerçekten halk egemenliğinin başlangıcı olacağını gayet güzel biliyorlar aslında.

 

Yapılmak istenen halkın bu gerçekleri farkına varmasına engel olabilmek veya bu farkındalık süresini mümkün olduğunca daha geniş bir zamana yaymaktan öte değil kanımca.

 

Başlangıçta CHP’ nin gündeme getirdiği, daha sonra Tunca TOSKAY ile MHP’nin destek verdiği görülen “Anayasayı yalnızca darbeciler değiştirebilir” düşüncesinin bile demokrasi karşıtı uygulama çabalarını kanıtlayacak nitelikte düşünceler olduğunu ve halen  aynı söylemlerine sarıldıkları da görülmektedir.

 

Siyasetçilerin ağzından sıkça duymaya alıştığımız; “Hükümet olduk ama iktidar olamadık” “İktidar olduk ama muktedir olamadık” tarzındaki söylemlerin ne kadar doğru ve gerçek olduğunu, ülkemizdeki seçimleri kazanmanın, hatta meclis’te üçte iki çoğunluğu elde etmenin bile ‘iktidar olmaya’ yetmediğini, 367 ve 411 oyunları ile hepimiz biliyoruz artık.

 

Kesin olan birşey var ki; bu güç savaşının temelinde “Gerçek İktidar” olabilme mücadelesi yatmaktadır.

 

‘Anayasayı darbeciler yapar. Seçilmiş meclisler onu değiştiremezler, hatta onu değiştirmeyi akıllarının ucundan geçirmek gibi bir hakları bile yoktur.
Bu ülkede kuralları darbe rejiminin bekçileri belirler’ şeklindeki algı biçiminin hala belirli bir kesimin temel felsefesi olduğunu görmek zor değil.

 

Tabi görmek isteyenler için...

 

Halkın tercihlerine güvenmemeyi temel ilke olarak algılayan ve seçilmiş meclisleri her zaman tehdit altında tutan bir anayasasının ve bu anayasanın içerdiği mantık yapısının aşılmasının zamanının  geldiği kanaatindeyim.

 

Bu aşamada asıl anlamamız, görmemiz gereken en önemli konunun, anayasayı hangi partinin değiştirip değiştiremeyeceği değil, anasamızın kendilerine verdiği yetki ve sorumlulukları olan “yasama” ve “yürütme” görevlerini, toplumun seçtiği temsilcilerin yerine getirebilme, değiştirebilme yeteneğini gösterip gösteremeyecekleri konusu olduğunu düşünüyorum.  

 

Bu  sorunun çözümünü ise; her zaman küçümsenen, aşağılanan, verdikleri oyların tercihlerinin yanlışlığı ile suçlanan, “öteki”leştirilen halkımız tarafından, statükonun devamı yönüne mi? yoksa daha geniş demokrasi yönüne mi? seçeneklerinden birisini ilk fırsatta değerlendirecek olan  halkımızın, kendi geleceği adına  “Ne Görmek İstiyorsa Oraya Bakanların” belirleyeceğine inanıyorum...

 

* Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi Uzmanı

 Okunma Sayısı : 447         26 Nisan 2010

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 629676

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.