Mecburlar...

 / MAKALELER-ŞİİRLER

Mecburlar...

 

 

 

 

 

(*) Mustfa KALABALIK

www.mustafakalabalik.com

 

Toplum; eskiden “on parmağında on marifet”li insanları makbul kabul ederken, şimdilerde ise mesleklerinde usta ve uzman olanları arayıp, onlara güveniyor... Çünkü, artık farklı bir dünyada yaşıyoruz ve her konuda profesyonelliğin gerekli olduğu bir yaşam sürecindeyiz.. Artık, on parmağında on marifetli insanın, aslında hiçbir şeyde ustalaşamamış olduğuna inanılıyor...

 

Tabi, ne uzmanı arandığına da bağlı... “Başarı mı?”.. “Başarısızlık mı?”..

 

Bazı siyasilerin gerçek meslekleri dışındaki uzmanlık alanları nedir hiç düşündünüz mü? Ekip kuruculuğu mu? Değişim mi? Yaratıcılık mı? Yenilikler mi? Liderlik mi? Herkes kendince bir yanıt verebilir...

 

Siyasette 50 yıl geçireceksin.. Mevcut makam, ünvan ve getirilerinin muhafaza başarısı dışında, nasıl bir siyasi başarı elde etmiş olduğun konusunda bir şey söyleyemeyeceksin... Son yaşananlara rağmen hala güvenilen, başarılı ve kendini her şeyi bilen son kişi olarak görmeye devam edeceksin.. edileceksin..

 

Görünen o ki bazıları, siyasi yaşamında geçirdiği 50 yıl muhalefet olabilme uzmanı olup çıkmıştır... Bu muhalefet olabilme uzmanlığı ile elde edilen ve hiç elden bırakılmayan başarı karşısında, taraftarları nasıl oluyor da hala kabullenebiliyor ki? Hiç düşündünüz mü? Bunca başarı(!) karşısında siyaseti ve yönetimini değil de, büyük bir Holding yönetimini, acaba hangi iş adamı kendilerine teslim eder?

 

Bence cevap; Hiç kimse!!

 

Çünkü belleklerimiz o kadar uzun bir beceriksizlik listesi ile doldurulmuş ki, o nedenle de hiç kimsenin bunca başarısızlığı kolay kolay sindirebileceğine inanmıyorum..

 

Tabi sektöre ve işin gerekliliklerine göre değişebilir... Elde edilmesi gereken başarısızlık ise ve işverenin istediği de bu ise durum değişir.

 

Bu nasıl birşey derseniz eğer; yine spor camiasından “şike” ile örnek verebilirim. Çünkü, şike yapan kişi ile yaptıran arasında kendi takımına ihanet etmesi üzerine anlaşma yapılır..

 

* * *

 

Bildiğiniz gibi Yüksek Seçim Kurulu, referandum süresini 60 güne indiren yasal düzenlemeyi yok sayarak eski yasaya göre karar almış ve anayasa değişiklik paketinin referandum tarihini 12 Eylül 2010 olarak  açıklamıştı.

 

İktidar partisi olan AK Parti ise bu sürecin AYM’si ürünü olan 367 ve 411 kararlarının benzeri bir karar olmaması için uyarılarda bulunmuş hatta TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet İyimaya’nın “Atıf hukuku ile seçim hukukunu birbirine karıştırıyorsunuz...” sözleri ile dikkat çekmişti.

 

Daha önceki birçok makalemde, siyasi hayatımız ve demokrasimizin daha üst seviyelere getirilmesi sürecinde özellikle 2011 seçimlerine doğru karşılaşılacakların çok daha sert ve anlam verilmesi oldukça güç kararların, zorlamaların bile olabileceğini öngörmüştüm.

 

Görüldü ki, Anayasa değişikliği paketini engelleme girişimleri, asli görevleri adı üstüne “YA-SA-MA” olması gereken TBMM üyelerinin yani milletvekillerinin bir kısmının, tıpkı 11. Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde ANAP ve DYP’nin yürüttüğü siyasi! çalışma gibi, meclise bile gelmemeleri bir sonuç vermemiş ve referandum yolu açılmıştı.

 

Engelleme çabalarının sadece parlamentoyla sınırlı kalınmayacağı, bu sürecin YSK ve Anayasa Mahkemesi ayakları ile devam edeceği iddialarını biliyoruz. Her türlü zorbalığın, hukuk içinde hukuksuzluğun deneneceğini bir kez daha hatırlatmakta yarar var.

 

Çünkü artık her yolu denemeye mecburlar...

 

Onları da anlamalı ve hak vermeliyiz aslında... Yıllardır süren “Daimi İktidar” süreçleri nihayete ermek üzere ve bu zor durum onları oldukça hırçınlaştırıyor..

 

Yıllardır samimiyetle onlara inanmış, iyi günde, kötü günde, tüm seçimlerde oy ve desteklerini esirgememiş olan seçmenlerinin bile yavaş yavaş olan biteni anlamaya başlamasını, onlarda görüyor ve bu sebeple de öfkeleri giderek artıyor..

 

Maymun gözünü açtı! Onlar için en büyük tehlikenin de bu olduğunu çok iyi biliyorlar ve bu duruma bir an önce neşter vurmaları gerekiyor.. Belki de bu son şansları olacak...

 

29 Mart 2009 Yerel Seçimlerinde, CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Adayı olarak gördüğümüz ve o süreçte elinde gezdirdiği, kameralar önünce salladığı, bazen kırmızı renkli, bazen mavi dosyaları ile kendisine  yakıştırılan ve özdeşleştirilen  “Dosya Kemal” şimdilerde ise “Gandi Kemal”  lakapları ile ünlenen Sayın Kemal Kılıçdaroğlu CHP Kurultayında elde ettiği başarı sonrasında, CHP’nin yeni Genel Başkanı olarak siyasi hayatımıza nasıl bir katkı sağlayabilecek?

 

Eskisi gibi dosyaları elinde tutmaya devam edebilecek mi? Kendisi hakkında ortaya atılmış olan ve iddia edilen dosyalar için cevap verebilecek mi? Özellikle, memleketi olan “Tunceli” halkı ve Kürt vatandaşlarımız tarafından nasıl karşılanacak.. hep birlikte göreceğiz..

 

Çünkü artık onlar da biliyorlar ki; bu değişim denemesine Mecburlar...

 

(*) Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi Uzmanı

  

 Okunma Sayısı : 475         08 Haziran 2010

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 431093

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.