Otorite Değişimi

 / MAKALELER-ŞİİRLER

Otorite Değişimi

13 Eylül 2010

 

 

 

Mustafa KALABALIK (*)

www.mustafakalabalik.com

 

Bugünkü referandum sonucu elde edilen “evet”; şimdiye kadar kendilerini toplum ve siyaset üzerinde mutlak otorite sahibi olarak gören bazı kesimlerin gerçekten otoritelerini kaybetmek üzere olduklarının da bir ölçüde doğrulanması olarak görülebilir...

 

Toplumdaki gelişim ve değişimin gücü, yaşanacak siyasi gelişmeler üzerinde etkili olma, karar verme konusunda eskisi gibi yetkilerinin de olamadığı gerçeğini gözler önüne seriyor. Bu gerçekler, ‘onlar’ın hırslarını ve öfkelerini de olanca büyüklüğü ile artmasına sebep oluyor..

 

‘Onlar’ için belki de en acı olanı, insanlarımızın artık bazı kesimlere eskisi gibi koşulsuz inanmamaları, muktedir olamasalarda iktidar olan güçlerin liderleri ile ilgili gerçeklerin farkına varılması,  şimdiye kadar kendilerine duyulan güveni de kaybetmeleridir...

 

Toplumumuzda çok net bir şekilde görülen değişim isteği, her yerde aynı derecede belirgin olmasa da, arkasında bazı ortak etmenlerin yattığını öne sürmeye yetecek kadar da ortada değil mi sizcede...

 

İçinden geçmiş olduğumuz referandum propoganda sürecinde; bazı toplumbilimciler, dernekler, STK’lar, özellikle de bazı siyasi partilerin, eskimiş kavramlara ve artık günümüzde pek hoş görülmeyen, bıkkınlık veren kuramlara sıkı sıkıya takılıp kaldıklarını hep birlikte gördük..

 

Toplumların daha önce hiç karşılaşmadığı hızda değişim süreci yaşanan bir dünyada olduğumuz gerçeği ve bu değişim sürecinin ülkemizde de bariz bir şekilde  izlenebildiğini görüyoruz...

 

Bu yüzden inanıyorum ki, toplumbilimciler ve siyasetçilerimizin de şimdiye kadar bugünlere gelmelerine etkili olan yerleşik fikirlerini, tekrar gözden geçirmelerinin vakti geldi...

 

En önemli toplumsal bir etkinlik olan siyasetin sınırlarının yeniden belirlenmesi, ülke yönetimi üzerindeki otoritesinin gerekliliği ve otoritesini kullanırken tartışmasız olarak yetkilerinin bölünmezliği, en önemlisi de bazı güçler tarafından şimdiye kadar hak etmeden kullandıkları ‘olmayan yetkileri’nin devri ile millet egemenliğinin güçlenmesi önündeki engellerin bir bir ortadan kalkması, olumlu siyasi yansımalara sebep olmaktadır...

 

Siyaset ve iktidar ile ilgili olarak çok daha temel sorunların ortaya çıkacağını da hatırlatarak, bu sorunların yansımalarının ileride daha da yakından gündeme geleceğini de hep birlikte göreceğiz...

 

Bir zamanlar piyasalar; devletin(!) egemenliği altındayken, son yıllarda pek çok önemli meselede seçilmiş hükümetlerin piyasanın egemenliğini etkisi altına aldığı da oldukça fazlaca hissedilebilmektedir.

 

Şimdiye kadar ki bilinen “Devlet Otoritesi”nin ve bu otorite kullanımındaki aracı kurumların, vatandaşların günlük yaşamlarına dair her türlü müdahalesi yanında, bir çok insan açısından “malum devlet gücü”nün giderek azaldığının görülmesi de bir şekilde engellenmek istenmiştir.. istenmektedir...

 

Hem siyasi, hem ekonomik hem de yönetim alanlarında giderek etkinliklerinin azaldığı hissedilen statükonun, devletin(!) azalan otoritesi, halkın seçilmiş temsilcileri vasıtasıyla otoritesini giderek yaygınlaştırması, diğer kurum ve kuruluşları ile yerel ve bölgesel organlarda da giderek yaygınlaşmasına, büyümesine neden olmaktadır...

 

Gerçek iktidar üzerinde yaşanan dönüşümle ilgili olarak, tabii ki bazı dikkat çekici olaylarla da karşılaşılmaktadır.. karşılaşılacaktır da... Şimdiye kadar yaşanmakta olan, seçilmiş hükümetleri önemsizleştirme çabaları giderek daha da etkisiz olması yanında, tam ters etki yaratarak ne kadar önemli olduğu yargısı da giderek toplum nazarında güçlenmektedir..     

 

Zorla ya da çoğunluğun rızasıyla veya çoğu zaman da ikisinin birden gerçekleşmesi ile sivil siyaset meşrulaştırılarak, “sivil siyasi otorite”ye olan gereksinimin giderek hissedilmesi, devletin en temel varlık sebebi olarak daha sağlam temeller üzerine inşa edilmesini de sağlamaktadır...

 

12 Eylül 2010 tarihinde gerçekleşen Anayasa değişikliği referandumu sonucunda ”evet” lerin kazanması ile ülke gündeminin hemen hemen her aşamasında etkisi giderek hissedilen gelişim ve değişim süreci,  asıl değişimin 2011 yılında yapılacak olan Genel Seçim sürecinden sonra başlayacağı gerçeği ile birlikte, kesinlikle Devlet Otoritesinde Değişimin  başlangıcı  olduğu anlaşılmalıdır...

 

 (*) Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi Uzmanı

 Okunma Sayısı : 435         13 Eylül 2010

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 831882

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.