UHA HABER AJANSI=Haşim KILIÇ-”Nefret Söylemi Bağlamında, Yeni Anayasa Süreci”

BASINDA DE-VA / BASINDAN SEÇMELER

 

Nefret Söylemi Bağlamında, Yeni Anayasa Süreci

İnsani Değerler Derneği ile Demokraside Birlik Vakfı’nca birlikte organize ettiği; ‘Demokrasi ve İnsani Değerler Sohbetlerinin, bu haftaki konuğu Emekli, Anayasa Mahkemesi Eski Başkanlarından Haşim Kılıç idi. İnsani Değerler Derneği ile Demokraside Birlik Vakfı Genel Başkanı Mehmet Bozdemir, açılış konuşmasında vakıf ve dernek olarak Türkiye’de demokrasinin gelişimine büyük önem verdiklerini; hukuk, demokrasi ve insani değerler gibi […]

Nefret Söylemi Bağlamında, Yeni Anayasa Süreci
 

 

 

 

 

 

 

İnsani Değerler Derneği ile Demokraside Birlik Vakfı’nca birlikte organize ettiği; ‘Demokrasi ve İnsani Değerler Sohbetlerinin, bu haftaki konuğu Emekli, Anayasa Mahkemesi Eski Başkanlarından Haşim Kılıç idi.

İnsani Değerler Derneği ile Demokraside Birlik Vakfı Genel Başkanı Mehmet Bozdemir, açılış konuşmasında vakıf ve dernek olarak Türkiye’de demokrasinin gelişimine büyük önem verdiklerini; hukuk, demokrasi ve insani değerler gibi kavramların birbirine bağlı olduğunu ve bu bağlamda yeni Anayasa sürecinde eski Meclis Başkanlarımızdan Cemil Çiçek’e de vakfımızca hazırlanan Anayasa Raporunu takdim ettiklerini hatırlattı.

 İnsani Değerler Derneği ile Demokraside Birlik Vakfı Genel Başkanı Mehmet Bozdemir, Emekli, Anayasa Mahkemesi Eski Başkanlarından Haşim Kılıç

Başkan Mehmet Bozdemir, İnsanlık onuru, barış ve demokrasi konusunda onurlu bir duruş sergileyen  Emekli, Anayasa Mahkemesi Eski Başkanlarından Haşim Kılıç’a katkıları nedeniyle tekrar teşekkür ederek sözü kendisine verdi.

Haşim Kılıç, konuklara katılımları nedeniyle teşekkür ettiği konuşmasının başında; insanlığa hizmeti ilke edindiğini, İnsani Değerler Derneği ile Demokraside Birlik Vakfı’nın çalışmalarını yakından takip ettiğini, dernek ve vakıf mensuplarını tanıdığını ve burayı bir nevi insanlık açısından şifa merkezi olarak gördüğünü ifade etti.

Kılıç, hitap etmek istediği konunun özünü önceden düşündüğünü böyle önemli bir konunun katılımcılarla birlikte bir sohbet ortamında gelişmesinin daha anlamlı olacağını söyledi.

 İnsani Değerler Derneği ile Demokraside Birlik Vakfı Genel Başkanı Mehmet Bozdemir, Emekli, Anayasa Mahkemesi Eski Başkanlarından Haşim Kılıç

Haşim Kılıç’ın yaptığı konuşmanın özeti şöyle:

‘’ Anayasamızın maddi ve manevi unsurları var. Yapılmak istenen aslında bir Anayasa değişikliğidir. Anayasanın yeniden yapımı farklıdır. Siyasetin gerginleştiği böyle bir ortamda keşke bir Kurucu Meclis olsaydı da Anayasayı bu meclis yapsaydı.

Kurucu Meclis olmadı, kadim düşmanlıkların ve nefretin yer aldığı bir kutuplaşma ortamında Anayasa değişikliği yapılıyor. Bu Anayasanın gergin siyaset ortamı, nefret ve kutuplaşma ortamında ele alınması üzücüdür. Böyle bir kavga ortamında nasıl bir Anayasa hazırlanabilir?

Meclisin iktidar partisi, Anayasayı ben hazırlayacağım diyor.  Bunun tarafı yok. Ne hazırlanıyor bilmiyoruz doğrusu… Anayasa hazırlamanın temelinde diyalog yok, uzlaşma yok, anlaşma zemini yok. Bu zemin, 2011 sonrasında da yakalanamadı.

Nasıl bir siyasi iklim ortamında yeni Anayasa hazırlığı yapılıyor? İnsan, dünyanın en kıymetli varlığı. İnsan, bu dünyada aklıyla da imtihan oluyor.

İç hukukumuzdaki değerler, hayatımıza yansımıyor. Anayasa ve ideolojilerin temelinde onurlu insan projesi vardır. Toplumun temeline oturtulması gereken ana kolonlar var. Bunlardan biri de insani değerlerdir. Bu değerler yerli yerine oluşturulmalı.

Onurlu insan, adaletli, merhametli  bir insan bu dünyada çok şey yapar. Bu iki değer, her şeyin çözümüdür. Hak ihlalinde ıstırap çeken, herkese karşı hoşgörülü davranmasını bilen insan onurlu insandır. Bu özellikleri taşıyan insanlar üretilemez ise netice hüsran olur.

Onurlu devlet, güçler ayrılığının tam yaşandığı, hukukun üstünlüğünün tartışılmaz olduğu, serbest piyasa ekonomisinin var olduğu, devletin; insanların sevdiği şeylere karışmadığı bir devlettir.  

İleri ülkeler anayasalarına bakıldığında en önemli değer, insan onurunun teminat altına alınmış olmasıdır. Onurlu insan projesine karşı çıkan bir devlet düşünülemez. Bizim ülkemizde bu değerlerin kalite testini yapmak zorundayız. Bunlar ortaya konulursa, daha rahat ve sağlıklı bir siyasi iklim ortamı doğacaktır.

Onurlu insan projesi hayata geçirilirse, sorun daha rahat çözülecektir. Şimdi, bu değerlerin hayata geçirilemediği bir dönem yaşıyoruz. 

Dine dayalı olmayan bir ahlak projesinin gerçekleşmesi Fransız İhtilali ile ortaya çıktı. Halk kilisenin baskısından usanmıştı. Adaletli, dürüst ve merhametli insanın tabiatında dinin etkisi vardır. Avrupa, kendi değerleri açısından onurlu insancıl anlayışın tesis edilmesinde başarılı olmuştur.

İnsanı yaşatan ve insani değerleri gözeten İslam topluluklarında; bu değerlerin yaşanmasında başarılı olunamadı. 57 İslam ülkesinin üretime yaptığı katkı bir Almanya’nın katkısına eşit durumda.

Ahlakı, dürüstlüğü üretemedik. Bu yapılamayınca geriye pozitif hukuk kaldı. Bizdeki kanunlar dünyada yok! Durmadan kanun yapıyoruz!.. Adalet ve eğitim sistemlerimizde çok ciddi eksiklikler var.

Maddi anlamda çok şeyler yapıldı; köprü, yol gibi. Eğitime katkıda arttı. Ancak milli gelirden eğitime ayrılan pay uzun yıllar % 3 düzeyinde iken şimdilerde % 4 düzeyine ulaşabildi. Toplumun ayakları üzerinde yükselecek; değerlerine yansımış bir eğitim yok.

Toplumda yargıya güven azaldı. Yargıya güven % 67 seviyesine indi. Adil yargılamayı sağlayan bir yargı sistemi şart. Her ilde Adalet Sarayı yapıldı; ancak adalete güven yok. Önemli olan vicdani reflekslerin harekete geçtiği bir adaleti tesis etmek.

2010 öncesi düşülen hata şuydu: Devletin toplumu laikleştirmek istemesi. Halbuki devlet kendini laikleştiremedi. Sadece başörtüsü bu konuya anlamlı bir örnektir. Toplumun iç dünyası ve vicdanı ile boş yere uğraştık.

Devlet, insanların inandıkları ve sevdikleriyle uğraşırsa; özgürlükçü laiklik anlayışı gelişemez nitekim de gelişemedi. Bu ülkede sadece başörtüsü gündeme getirilmemiş olsaydı çok daha başarılı olunabilirdi.

141,142 ve 143 gibi ceza kanununda sopa olarak kullanılan maddelerle toplum hizaya getirilmeye çalışıldı.  Yargı sistemi, toplumda güveni tesis edemedi. Bizde, sistem değiştikçe bir sonrakinin bir öncekinden intikam aldığı bir sürece geçiliyor.

Hukuk güvenliğinin olmadığı yerde; ekonomi gelişemez, normalleşme olmaz. Hukuk devleti anlayışı acilen tesis edilmelidir. Kamu gücü, intikam aracı olmaktan kurtarılmalıdır.

Siyasi partiler vitrinlerine kendilerine göre satacak şeyler koydular. Dini değerler, ırk, mezhep gibi unsurlar getirisi yüksek şeyler olarak düşünülüyor.

Bu değerlerin bulundukları yerde yani bireylerin iç dünyasında olması gerekiyor. Böyle olmazda siyasetin kullandığı değerlere dönüşürse o toplumda kutuplaşma olur, kavga başlar. Böylelikle haksız bir rekabet ortamı doğmuş oluyor.

Sonuçta bu öfke ve gerilim ortamı ile yeni Anayasa yapılmaya çalışılıyor. Bu nefret söylemi değişmeli aksi halde Anayasa yapılamaz.

Aslında, Anayasa’nın yarısı değişti. Anayasa 2 temel bölümden oluşur. Birincisi Temel Hak ve Özgürlükler bölümü diğeri devletin yapısı ile ilgili olan bölümdür.

Temel Hak ve Özgürlükler evrensel değerlerdir. Burada bir problem söz konusu değil. Sorun 2. Bölümde oluşuyor.  Yasama, Yürütme ve Yargıda herkes kırmızı çizgi oluşturdu. Muhalefet Başkanlık Sistemi istemedi. Bu ortamda, sağlıklı bir Anayasa yapılacağı kanaatinde değilim.

 İnsani Değerler Derneği ile Demokraside Birlik Vakfı Genel Başkanı Mehmet Bozdemir, Emekli, Anayasa Mahkemesi Eski Başkanlarından Haşim Kılıç

Siyasi Partiler Kanunu ve Seçim Kanunu yapılmalı. Bu ülkede % 10 barajı ile toplumun bir kısmı temsil edilemiyor. Bu iki yasa hayati öneme sahip. İktidar Başkanlık Sisteminde hangi projeyi öngörüyor? Bunun açıkça ortaya konması lazım.

Başkanlık ve Parlamenter sistemlerin başarı ile uygulandığı ülkeler var.  Biz ise Türk Tipi bir Başkanlık Sistemi oluşturmaya çalışıyoruz.

Cumhurbaşkanına inanılmaz yetkiler verildi. Toplum etkin bir denetime alındı. Ülkemizde darbeler yapıldı, muhtıralar verildi. Parlamenter sistemden sapmalar olması problemleri artırdı. Sistem ciddi anlamda saptırıldı. Çift başlı bir irade ortaya çıktı. Çifte meşruluk sorunu oluştu.

Bu toplum Başkanlık Sistemine hazır değil. Marjinal düşünceler hayatiyette değildir. Her şey normal ekseni üzerinde yürür. Bizde, nefret söylemi ve kutuplaşma söz konusu. Şu anda terörle gelinen noktada tablo iyimser gözükmüyor. Başkanlıkta sorumluluklar eyaletlere devrediliyor.

Bugün yaşanan sorunların temelinde; Siyasi Partiler Yasası ve Seçim Kanunu olduğunu unutmamak gerekiyor.,,

Sohbetin bitiminde yeniden söz alan dernek ve vakfımızın genel başkanı Mehmet Bozdemir; Sn. Haşim Kılıç’a doyurucu açıklamaları nedeniyle teşekkür etti. Siyasetin yapılanmasının yanlış olduğunu ve bir savaş aracı gibi düşünüldüğünü hep ifade ettiklerini belirtti.  Özlenen siyasetin zihniyet değişimi ve insanları kucaklamaktan geçtiğini; siyaset anlayışında kutuplaşmanın olmaması gerektiğini izah ederek sözlerine son verdi. (ANKARA)

http://www.uhahaberajansi.com/2016/04/20/nefret-soylemi-baglaminda-yeni-anayasa-sureci.html

 

 Okunma Sayısı : 485         20 Nisan 2016

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 159905

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.